Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us




Video: Cancion Del Mariachi Benzer: antonio, banderas, cancion, del


TOTEM VE TABU 4 - Doyulmazdır,uğruna bir Cumhuriyet'lik ölmek/Aquarius - Blogcu



Doyulmazdır,uğruna bir Cumhuriyet'lik ölmek/Aquarius

5/5/2008 - TOTEM VE TABU 4

Kategori: FREUD

Biz burada etnografik çözümlemeyle değil, kaynanayla damat arasındaki kaçınmanın temeli ve içeriğiyle ilgili olduğumuz için bir iki örnek vermekle yetineceğiz. Banks Adalarında bu yasaklar çok şiddetli ve acımasızca uygulanır. Damatla kaynana birbirlerine yaklaşamaz. Ansızın yolda karşılaşsalar kadın bir yana çekilerek durur, damadı geçinceye kadar arkasını döner ya da damat bu biçimde davranır. Vanna Lava'da (Port Patterson) bir adam önünde kaynanası olduğu halde kıyıda dolaşamaz, ancak dalgalar kadının ayak izlerini yıkayıp bozduktan sonra damat oradan geçebilir. Yalnızca birbirlerine belirli bir uzaklıktan seslenebilirler. Hiç kuşkusuz, her ikisi de birbirinin adını ağzına bile alamaz. (16)

Solomon Adalarında bir adam evlendiği andan başlayarak kaynanasını ne görebilir, ne de onunla konuşabilir. Kaynanasıyla karşılaşırsa kim olduğunu bilmiyormuş gibi davranması ve kendini saklamak için olabildiği kadar hızla kadından uzaklaşması gereklidir. (17)

Zulu Kafirler arasındaki âdetlere göre, bir adam kaynanasından utanmak ve onunla birlikte bulunmaktan sakınmak için her şeyi yapmak zorundadır. Kaynanasının bulunduğu kulübeye giremez, karşılaştıkları takdirde ikisinden birinin çekilmesi gerekir ya da kadın bir çalılığın arkasına saklanmak zorundadır, bu sırada erkek de kalkanını kaldırarak yüzünü saklar. Birbirlerinden kaçmazlarsa ve kadının kendini örtecek hiçbir şeyi bulunmazsa, âdet yerini bulsun diye kadın başına bir demet ot atar. Ya bir üçüncü kişi aracılığıyla ya da örneğin aralarında doğal  bir engel varsa uzaktan yüksek sesle konuşabilirler. Her ikisi de birbirinin adını ağzına alamaz. (18)

Nil kaynakları çevresinde yaşayan bir zenci boyu olan Basogalarda bir adam kaynanasıyla ancak evin başka bir odasında ve ona görünmeden konuşabilir. Üstelik bu insanlar ev hayvanları arasında bile  "ensest''i cezalandıracak kadar bu işten nefret eder. (19)

Bütün gözlemciler, yakın akraba arasındaki kaçmaların anlamını ve amacını  "ensest''e karşı koruyucu araç olarak yorumladıkları halde, kaynanayla ilişkiyle ilgili olan kayıtları ayrı biçimlerde yorumluyorlar. Bu ilkellerin, bir erkeğin annesi yerinde yaşlı bir kadına karşı istek duyacağından bu kadar korkmaları anlaşılır şey değildir. (20) Aynı itiraz, bazı evlilik sınıfı sistemlerinde var olan ve damatla kaynananın evlenmesini kuramsal olarak mümkün gören bazı kuraldışı durumlara ve böyle bir olasılığa karşı güvence verilmesi gerekliliğine dikkati çeken Fison'un görüşüne karşı da ileri sürülebilir.

Sir John Lubbock The Origin of Civilisation adlı yapıtında kaynanayla damat arasındaki bu ilişkiyi daha eski olan  "kaçırmayla evlenme'' âdetine kadar götürüyor. "Kadının gerçekten kaçırıldığı zamanlarda kızın anne ve babasının öfkesi belki de çok ciddi idi. Oysa bu evlilik biçiminin yalnızca simgelerinin kaldığı zamanlarda anne ve babasının bu öfkesi de simgeselleşmiş ve bu âdet, kökeni unutulduktan sonra da sürmüştür" diyor. Fakat Crawley, bu açıklamanın olguların gözlemlenmesiyle varılan sonuçlara uymadığını kolayca göstermiştir.

E.B. Tylor'e göre, kaynananın damada karşı böyle davranmasının nedeni, damada karısının ailesi arasındaki yerinin henüz geçici olduğunu anlatmaktan başka bir şey değildir, yani adamcağıza ilk çocuğu dünyaya gelinceye kadar yabancı gibi davranılır. Fakat ilk çocuk doğduğu halde kaçmanın yine sürdüğüne bakılırsa, Tylor'ün bu açıklaması güçlüklerle karşılaşıyor, kaynanayla damat arasındaki ilişkinin içeriğini kesin olarak açıklayamıyor ve böylece cinsel etmeni savsaklıyor. Bu ilişkilerle ilgili kaçma kurallarında anlatılan tiksinmedeki kutsal öğeyi hesaba katmıyor. (21)

Bu yasağın nedeni kendisinden sorulan Zululu bir kadın, verdiği yanıtta büyük bir duygu inceliği gösteriyor:  "Onun, kendi karısını büyütmüş olan memeleri görmesi doğru değildir.'' (22)

Uygar uluslar arasında da damatla kaynana arasındaki ilişkinin aile kurumunun en pürüzlü taraflarından biri olduğu bilinen bir gerçektir. Gerçi Avrupa ve Amerika beyazlarının toplumsal yaşamında kaynanayla damat arasındaki kaçma âdetleri artık kalmamıştır; fakat kalsaydı ve bireyler tarafından yine ayrı ayrı bunu yapma zorunluluğu ortaya çıkmasaydı, birçok uyuşmazlığın ve belanın önüne belki de geçilmiş olurdu. Birçok Avrupalı, ilkellerin birbirine bu kadar yakın akraba olan iki kimse arasında herhangi bir yakınlaşmanın önüne geçmek için koydukları bu kaçınma âdetlerinde herhalde yüksek bir hikmet görürdü. Hiç kuşkusuz, kaynanayla damadın psikolojik durumlarında, aralarındaki çekememezliği artıran ve bir arada yaşamayı güçleştiren bir şey vardır. Kaynanayla damat arasındaki ilişkilerin uygar uluslar arasında alay konusu olması, bana öyle geliyor ki, ikisi arasındaki ilişkilerin birbirine oldukça karşıt birtakım duyguların etkisi altında olduğunu kanıtlıyor. Demek istediğim, bu ilişki gerçekte çiftdeğerlidir, yani sempatiyle nefret gibi birbirine karşıt duygulardan oluşmuştur.

Bu duyguların bazılarının açıklaması kolaydır: Kaynana kızından ayrılmak istememekte, kızını eline teslim ettiği yabancı adama güvenmemekte, kendi evinde üzerinde hep egemen olmaya alıştığı kızına karşı bu egemen konumunu korumak istemektedir. Erkeğe gelince, kendisini bir yabancının istemine bırakmamaya karar vermiştir, karısına olan sevgisine kendisinden önce sahip olanlara karşı kıskançlık duymakta ve genç karısının değeri hakkındaki abartılı kuruntusunu bozmak istememektedir. Oysa bu kuruntuyu en çok bozan, birçok ortak niteliğiyle kızını anımsatan, ama güzellik gibi, karısını o denli sevdiren tazelik ve gençlik gibi şeylerin büyüsünden yoksun bulunan kaynanasıdır.

Bireyler üzerinde yapılan psikanaliz incelemelerinin bize gizli duygular üzerine öğrettiği bilgiler, yukarda saydığımız nedenlerden başka nedenler daha eklememizi mümkün kılar. Kadınların psiko-cinsel gereksinimlerinin aile yaşamında ve evlenmede doyurulmamış olduğu yerlerde, karı koca ilişkisinin eksik bir biçimde son bulması ve kadının cinsel heyecanlarını yaşayışının tekdüzeleşmesi sonucunda, sürekli bir doyumsuzluk durumunun ortaya çıkma tehlikesi vardır. Yaşlanmakta olan anne, çocuklarının yaşamını yaşama yoluyla kendini onlarla bir sayma, onların heyecanlarını kendi heyecanı yapma yoluyla kendini bu tehlikeye karşı korur. Ana baba çocuklarıyla genç kalır, derler. Gerçekte ana babanın en değerli ruhsal kazancı da budur. Kısır kadın, evlilik yaşamında katlandığı yoksunluklara karşılık avuntuların ve ödünlerin en iyisinden yoksun kalmaktadır. Kızıyla bu duygu katılımını anne o kadar ileri götürebilir ki, kızının sevdiği adama bile âşık oluverir. Bu aşk bazı durumlarda, bu tür duygusal eğilimlere çevrilmiş olan şiddetli ruhsal direnç yüzünden şiddetli nevroz biçimlerine yol açar. Bütün olaylarda böyle bir çılgınca sevdaya karşı, kaynananın ruhunda yaşayan karşıt güçlerin çatışması da katılır. Çoğu kez damada gösterilmesi yasak olan sevgi duygularının örtbas edilmesine neden olan etken, kaynananın damadına duyduğu aşkın bu haşin ve sadistçe içeriğidir.

Kocanın kaynanayla ilişkisi de, başka kaynaklardan gelmekle birlikte buna benzer duygularla karışıktır. Kendisine nesne seçerken hep annesinin ya da belki de kız kardeşinin imgesi egemen olur; fakat  "ensest'' yasağı yüzünden çocukluk yaşamının bu iki sevgili kişiliğine karşı olan bu yeğlemesi yön değiştirir, o zaman onların imgesini yabancı nesnelerde bulmayı başarır. O zaman kaynanasının, kendi annesinin ve kız kardeşinin annesinin yerini tutmakta olduğunu görür ve içinde direnmekte olduğu eski seçişine doğru bir eğilim uyanmaya başlar. Oysa  "ensest'' korkusu bu aşk nesnesinin "geçmişi"nin anımsanmamasını buyurur. Annesinin imgesi bilinç dışında değişmemiş olarak kaldığı halde, bilinç dışında öteden beri değişmeden süren bir kaynana imgesinin bulunmaması bu yadsımayı kolaylaştırmaktadır.

Bu dirence katılan ve kaynanaya karşı gösterilen rahatsızlık ve kıskançlık karşılığı bir duygu, gerçekte kaynananın da damatta bir  "ensest'' hevesi uyandırdığından bizi şüphelendiriyor. Nitekim eğilimlerini daha kızına yansıtmadan gelecekteki kaynanasına âşık olan kimseler vardır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Son Yazılarım

sakin kırlık dağlık/son

Image Hosted by ImageShack.us

Kategoriler