16/9/2008 - SATRANÇ.............
Altıncı yüzyılda Hindistan'da doğan satranç tüccarlarla İran'a geçti. Yedinci yüzyılda araplar İran'ı alınca satranç Arap topraklarında yayılmaya başladı. Arap akıncıları ile birlikte Kuzey Afrika'dan İspanya'ya geçen satranç ortaçağda şövalyelerin gözde oyunu oldu. Arap ve Avrupa el yazmalarından sonra İspanyol Lucena'nın ilk basılı satranç kitabında (1497) satranca eklenen yeni kurallar açıklandı: Vezirin ve filin hareket alanlarının genişletilmesi, rok, geçerken alma, erin vezir olması. Böylece günümüze kadar değişmeden gelen kuralları ile dinamik, ustalık ve incelik dolu, bilgiye dayanan modern satranç dönemi başladı ve satranç, İspanya'dan sonra, İtalya, Fransa, Almanya, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya'da hızla yaygınlaşmaya başladı.
Ondokuzuncu yüzyıl sonlarında satrancın ilk büyük yıldızları belirdi: 1-Anderssen, 2-Morphy, 3-Rubinstein ve 4- Steinitz. Güçlü oyuncuların katıldığı turnuvalar yapıldı: 1851 Londra, 1857 New York, 1883 Londra, 1889 Hastings ve Saint Petersburg. İlk dünya satranç birincisi sayılan Steinitz'den sonra, Yirminci yüzyılın başlarında Lasker, Capabalanca, Alekhine ve Euwe, ikinci dünya savaşından sonraki yıllarda, Botvinnik, Smyslov, Tal, Petrosian, Spassky, Fischer ve Karpov dünya satranç birincisi ünvanının sahibi oldular. Böylece, olimpiyatlar, turnuvalar, uluslararası karşılaşmalar, dünya birinciliği maçları, turnuva kuralları, oyunların yazılması, oyunların ve bilgilerin binlerce kitapta toplanması, satranç saatı, oyuncuların sınıflandırılması ve herkese açık satranç kulüpleri ile bir spor dalı olan satrancın bu özelliği en belirgin şekilde ortaya çıkmış oldu. Federal Almanya Spor Federasyonu Başkanı Willi Weyer 1977 yılında Satranç Federasyonunun Yüzüncü kuruluş yıldönümünde şöyle demişti: Satranç, sporda bulunduğu belirtilen hemen hemen bütün özelliklere sahip olduğu gibi başka spor dallarında bulunmayan bazı yararlar gösterir. Mantıklı düşünmeyi öğretir, kombinasyon zevkini arttırır, yaratıcılığı uyandırır, tehlikeyi göze alma yeteneğini geliştirir, karar verme gücünü kazandırır, kendini ve başkalarını eleştirmeye alıştırır, sabrı ve güveni güçlendirir. Böylece satranççı iyi bir sporcunun tüm özelliklerini ve gerilim içinde tüm zihin ve irade güçlerini kazanabilir. Satranç teorik ve pratik açıdan bugünkü yüksek düzeye ulaşmasını büyük ölçüde spor ruhuna borçludur. Satranç her zaman spor değildi, fakat günümüzde ortaya çıkan amaç ve değişen kurallar içinde spor olmuştur. Türkiye Satranç Federasyonunun ve onu oluşturan satranç derneklerinin öncülüğünde, satranç bugün özellikle gençler arasında yaygınlaşıyor. İl birinciliklerinden başlayarak seçilen oyuncular arasında Türkiye Birinciliği, gençler, küçükler ve bayanlar sınıfında Türkiye birincilikleri, üniversite birincilikleri, liseler arası bireysel ve takımlı turnuvalar, özel turnuvalar yapılmaktadır. Satrançta ilerlemek isteyen kişiler binlerce satranç kitabındaki bilgilerden, deneylerden, oyunlardan yararlanmak zorundadır. Bu, yeni yetişenler için olduğu kadar, usta satranççılar için de geçerlidir. Elinizdeki kitap bunlarrn en iyilerinden biridir. En önemli özelliği geçen zaman içinde yeniliğinden hiçbir şey kaybetmemiş olmasıdır. Dünya dillerinden çoğuna çevrilmiş ve bazı ü1kelerde defalarca basılmıştır. Eski dünya satranç birincilerinden Capablanca'nın bu eseri yeni başlayanlardan usta oyunculara kadar, her düzeydeki satranççıya bir şeyler öğretebilecek niteliktedir. Satranç öğrenmek isteyenler için kitabın başına bir bölüm eklenmiştir. Kitabın son bölümünde gene aslında olmayan Capablanca'nın seçme oyunları yer almaktadır. Capablanca'nın ölümsüz eseri bu basılışta yeniden gözden geçirilerek, oyunlar ve açıklamaları Uluslararası Satranç Federasyonu'nun kabul ettiği yazılış şekli ile yeniden düzenlenmiştir. Bu yazılış şekli satranççılarımız tarafından da kullanıldığından ve ayrıca oyunlar ve açıklamaların asıl devam yolları siyah harflerle dizildiğinden kitap kolaylıkla izlenebilecektir. Kitabın ülkemizde satrancın gelişmesine katkıda bulunacağını umuyoruz. YAYINEVİ ::::::::::::: JOSE RAOUL CAPABLANCA'NIN HAYATI Satranç tarihini incelediğimiz zaman aynı dönemde yaşamış satranççılar arasında yüceleşmiş üç kişinin adını görürüz. Lasker, Capablanca ve Alekhine. Bu üç satranç ustası arasında seçim yapmak kişilere göre değişir. Bazılarına göre en büyük usta Lasker'dir. Çünkü Lasker yıllarca en güçlü turnuvalarda derece almayı sürdürmüş, diğer ustaların oyundaki kuvvetlerini kaybettikleri yaşlarda bile o büyük başarılar kazanmıştır. Bazılarına göre en büyük usta Alekhine'dir. Çünkü Alekhine'in oyunlarında satranç en yüksek düzeye ulaşmış, güzel ve derin kombinezonları bütün satranççıları büyülemiştir. En büyük usta olarak Capablanca'yı seçenler ise şunu ileri sürüyorlar. Capablanca için satranç ana dilini konuşmak kadar basit ve tabii bir işti. Diğer ustaların uzun analizlerden sonra bulabildiği en kuvvetli hamleleri o ilk bakışta görüyordu. O derece yetenekliydi ki açılışlarda bilgisi olmadığı halde zamanın büyük ustalarını kolaylıkla yenmişti. Jose Raoul Capablanca 19 Aralık 1888'de Küba'da Havana'da doğdu. O zamanlar ünlü Havana satranç kulübü birçok ustaları kendine çeken bir yerdi. Steinitz ve Tchigorin dünya birinciliği maçını orada yapmışlardı. Henüz dört yaşında iken ilk oyununu babasına karşı kazanan Capablanca sekiz yaşında Havana satranç kulübüne girdi. Kısa bir süre içinde kulübün en kuvvetli oyuncularını yenebilecek bir hale gelen Capablanca 12 yaşında iken Küba birincisi Corzo ile maç yaptı ve onu 7-5 yenerek Küba birincisi ünvanını kazandı. Capablanca 1904 yılında New York'a gelerek Colombia Üniversitesine girdi ve aynı zamanda ünlü Manhattan satranç kulübüne devam etmeye başladı. 1910 yılında Amerika birincisi Frank J. Marshall ile karşılaşarak 8-1 gibi büyük farkla kazanınca dünya satranççılarının gözleri genç Kübalının üzerine çevrildi. 1911 yılında San Sebastian'da o zamana kadar yapılan turnuvaların en büyüğü düzenlenmişti. Turnuvaya katılabilmek için en az iki turnuvada hiç olmazsa üçüncü dereceyi kazanmış olmak gerekiyordu. Turnuvaya Rubinstein, Vidmar, Marshall, Nimzovitch, Schlechter, Tarrasch, Bernstein, Spielman, Teichman, Janowski, Maroczy, Burn, Duras ve Leonhart katıldılar. Dünya birincisi Emmanuel Lasker gelememiştiı: Marshall'a karşı büyük başarısı gözönüne alınarak Capablanca da turnuvaya çağrıldı ve turnuvayı birincilikle bitirdi. Artık Capablanca, Rubinstein ve Lasker dünyanın en büyük oyuncuları sayılıyorlardı. Capablanca'nın haklı olarak istediği dünya birinciliği maçı, araya savaş yıllarının girmesi nedeniyle 1921 yılında Havana'da yapılabildi. Kübalı satranççı, rakibi Lasker'i 4-0 yenerek dünya satranç birincisi oldu. Bu maçta Capablanca çok güzel oynadığı halde, Lasker hakkında aynı şey söylenemez. Sıkıntılarla geçen savaş yılları Lasker'i etkilemiş ve oyununun niteliği düşmüştü. Bundan sonra da birçok turnuvaya katılan ve parlak sonuçlar alan Capablanca 1927 yılında New York'ta yapılan dörtlü turnuvada birinci oldu ve aynı yılın eylül ayında kendisini dünya birinciliği için maça çağırmış bulunan Alekhine ile çarpışmağa başladı. Fakat bütün satranç dünyasının şaşkınlık bakışları altında maçı 6-3 kaybederek ünvanını Alekhine'e bıraktı. Daha önce yaptıkları çeşitli karşılaşmalarda Capablanca Alekhine'i birçok defa yenmiş olduğundan kimse bu maçı Alekhine'in kazanacağını sanmıyordu. Birçok satranç ustasının kanaatı şudur ki Capablanca doğuştan mevcut olan yeteneğini çalışmak suretiyle geliştirmiş olsaydı dünyanın gelmiş geçmiş en büyük satranç ustası ünvanını söz götürmez bir biçimde alacak ve belki de hiç yenilmiyecekti. Capablanca Alekhine ile yeni bir maç yapmak için çok uğraştı ise de başaramadı. Bu arada bazı turnuvalarda iyi sonuçlar elde etti. Fakat artık oyunu eski gücünü kaybetmişti, bazı oyunlarını zaman sıkışması yüzünden kaybetmeye başlamıştı. Capablanca yalnız satrançtaki ustalığı ile değil, aynı zamanda yakışıklığı, kibarlığı ve nazikliği ile ün yapmıştı. Colombia üniversitesinde iki yıl okuduktan sonra eğitimi bırakmasına rağmen yeteneğini değerlendiren Küba hükümeti ona dolgun aylıkla diplomatik bir görev vererek geçim derdinden kurtarmış ve çeşitli ülkelere gitmesine imkan vermişti. Gerek kişiliği ve gerekse oyunu ile pek çok dost kazanmış olan Capablanca 8 Mart 1942'de büyük başarılarına sahne olmuş bulunan Manhattan satranç kulübünde kalp krizi geçirdi ve ertesi gün öldü. Otopside Capablanca'nın beyninin normalden büyük ve üzerindeki kıvrımların da daha fazla olduğu görülmüştür. CAPABLANCA'NIN KATILDIĞI TURNUVALAR VE ALDIĞI SONUÇLAR Turnuva, Derece, +, -, =, Toplam New York 1910, 1, 7, 0, 0, 7 New York 1911, 2, 8, 1, 3, 9.5 San Sebastian 1911, 1, 6, 1, 7, 9.5 New York 1913, 1, 10, 1, 2, 11 Havana 1913, 2, 8, 2, 4, 10 New York 1913, 1, 13, 0, 0, 13 Petersburg 1914, 2, 10, 2, 6, 13 New York 1914, 1, 11, 0, 0, 11 New York 1915, 1, 12, 0, 2, 13 New York 1916, 1, 12, 1, 4, 14 New York 1918, 1, 9, 0, 3, 10.5 Hasting 1919, 1, 10, 0, 1, 10.5 Londra 1922, 1, 11, 0, 4, 13 New York 1924, 2, 10, 1, 9, 14.5 Moskova 1925, 3, 9, 2, 9, 13.5 L. Hopatkong 1926, 1, 4, 0, 4, 6 New York 1927, 1, 8, 0, 12, 14 Berlin 1928, 1, 5, 0, 7, 8.5 Bad Kissingen 1928, 2, 4, 1, 6, 7 Budapeşte 1928, 1, 5, 0, 4, 7 Ramsgate 1929, 1, 4, 0, 3, 5 Karlbad 1929, 2-3, 10, 2, 9, 14.5 Budapeşte 1929, 1, 8, 0, 5, 10.5 Barselona 1929, 1, 13, 0, 1, 13.5 Hastings 1930-31, 2, 5, 1, 3, 6.5 New York 1931, 1, 9, 0, 2, 10 Hastings 1934-35, 4, 4, 2, 3, 5.5 :::::::::::: CAPABLANCA'NIN KATILDIĞI TURNUVALAR VE ALDIĞI SONUÇLAR Turnuva, Derece, +, -, =, toplam Moskova 1935, 4, 7, 2, 10, 12 Margate 1935, 2, 6, 1, 2, 7 Margate 1936, 2, 5, 0, 4, 7 Moskova 1936, 1, 8, 0, 10, 13 Nottingham 1936, 1-2, 7, 1, 6, 10 Semmering 1937, 3-4, 2, 1, 11, 7.5 Paris 1938, 1, 6, 0, 4, 8 AV.R.O. 1938, 7, 2, 4, 8, 6 Margate 1939, 2-3, 4, 0, 5, 6.5 Buenos Aires 1939, -, 6, 0, 4, 8 Genel Toplam +, -, = 277, 26, 177 CAPABLANCA'NIN YAPTIĞI MAÇLAR VE ALDIĞI SONUÇLAR +, -, = Corzo, 1900, 4, 2, 6 Marshall, 1909, 8, 1, 14 Kostich, 1919, 5, 0, 0 Em. Lasker, 1921, 4, 0, 14 Alekhine, 1927, 3, 6, 25 Euwe, 1932, 2, 0, 8 Genel Toplam +,-,= 26, 9, 67 SATRANÇ NASIL OYNANIR Satranç iki kişi arasında ve kare şeklinde bir satranç tahtası üzerinde oynanır. Satranç tahtası beyaz (açık renk) ve siyah (koyu renk) eşit büyüklükte ve bir beyaz, bir siyah sıralanmış 64 kareden oluşur. Satranç tahtası her oyuncunun sağına beyaz gelecek şekilde konulur. Her oyuncunun 16 taşı vardır: Bir Şah, bir Vezir, iki Kale, iki Fil, iki At ve sekiz piyon. Oyunun amacı rakip şahı almak yani mat etmektir. Oyuna beyazlar başlar, fakat önce taşların nasıl hareket ettiğini görelim. Taşların Hareketi Satranç taşlarının her birinin ayrı hareketi vardır. Taşların hareket yönleri, gidebilecekleri kareler aşağıda boş satranç tahtasını temsil eden diyağramlarda ayrı ayrı gösterilmiştir. ŞAH, bitişiğindeki karelere gidebilir. KALE, yatay ve dikey olarak ilerler. FİL, çapraz hareket eder. Filler oyun boyunca aynı renk karelerde kalırlar. VEZİR, dikey, yatay ve çapraz gider. AT, L şeklinde bir hareketle üç kare sıçrama şeklinde gider. Taşların üzerinden atlayabilir. PİYON, bulunduğu sütunda ileriye doğru bir kare hareket eder. Ancak başlangıç yerlerinde bulunan piyonlar istenirse iki kare ilerletilebilir. Taş Alma Taş alma, alınan taşın satranç tahtası dışına çıkarılması ve alan taşın onun yerine konulmasıdır. Bir taşın gidebileceği karelerde rakip bir taş varsa, onu alabilir. Taş alma zorunlu değildir. Taşlar, (at hariç) kendi taşlarının ve rakip taşların üzerinden atlamazlar. Piyonlar çapraz olarak taş alır. Dikey olarak ilerlemekte olan piyon önündeki karenin sağ ve solundaki karelerde bulunan taşları alabilir. Geçerken alma, piyonlara özgü bir taş alma şeklidir. Başlangıç yerinde bulunan bir piyon iki hamle ilerletildiğinde rakip piyonun taş alma alanından geçerse, rakip piyon bu piyonu, hemen yapmak şartıyla, alabilir. Geçerken alma, diyagramda c ve d sütunlarında gösterilmiştir c sütununda başlangıç yerinde bulunan piyon iki kare ilerletildiğinde d sütununda bulunan beyaz piyon onu alabilir ve ok işareti ile belirtilen kareye geçer. Beyaz, hamle sırası kendisine geldiğinde geçerken alma hakkını kullanmazsa sonraki hamlelerde bunu yapamaz. Piyonun Vezir Olması Son yatık sıraya ulaşan piyon, piyon olarak kalamaz, oyuncu onu kendi renginden şahtan başka bir taşa yükseltir. Bu şekilde bir oyuncu birden fazla vezire, ikiden fazla kaleye, ata ya da file sahip olabilir. Rok Rok yapma, şah ile kalelerden bir arasındaki bir harekettir, şahın tek hamlesi olarak kabul edilir ve şöyle yapılır. Şah, kalelerden birine doğru iki kare ilerletilir, kale de şahın üzerinden atlatılarak bitişiğindeki kareye konur. Rokun amacı, şahı rakip taşların saldırısından uzak bir yere götürmek ve kaleyi oyuna sokmaktır. Rok yapmak, aşağıda sayılan hallerde mümkün değildir: a) Şah ya da kale ile daha önce hamle yapılmışsa, b) Şahın bulunduğu, geçeceği ve gideceği kareler rakip taşların tehdidi altında bulunuyorsa, c) Şah ile kale arasında bir taş varsa, Bir oyuncu rok yaparken önce kaleye dokunursa bu hareket hatalıdır, ancak rok geçerlidir; şah ve kaleye aynı zamanda dokunur ve rokun mümkün olmadığı anlaşılırsa, oyuncu şah ile hamle yapmak zorundadır. Bu durumda şahın kurala uygun bir hamlesi yoksa, yapılan hata geçersizdir. Mat Satrançta amaç şahı mat etmektir. Şah mat edilince oyun sona erer. Rakip şahın bulunduğu kareyi taşlarından biri ile tehdit eden oyuncu rakibini şah! diyerek uyarır. Şahı tehdit edilen oyuncu, şahın yerini değiştirmek, tehdit eden taşı almak ya da tehdidi yapan taş ile şah arasında kendi taşlarından birini getirmek zorundadır. Kısaca, şah tehdidi yapılacak ilk hamlede etkisiz hale getirilmelidir. Bu yapılamadığı takdirde şah mat olur ve oyun biter. Kendi şahını şah tehdidinden koruyan bir taş, rakip şahı şah ile tehdit edebilir. Beraberlik Aşağıdaki hallerden birinin meydana gelmesi ile, oyun berabere sonuçlanmış sayılır: 1- Hamle sırası kendisinde olan oyuncu, şahı tehdit altında olmadığı halde, kurallara uygun hiç bir hamle yapamıyorsa, (Pat durumu) 2- Her iki oyuncu aralarında anlaşmışlarsa, 3- Oyunculardan biri, aynı durumun üç defa tekrarlandığını ileri sürmüşse, 4- Oyunculardan biri taş almadan ya da piyon hamlesi yapmadan arka arkaya en az 50 hamle oynandığını kanıtlamışsa, Turnuvalarda zaman sıkışması nedeniyle oyunlarını yazamamış olan bir oyuncu son iki maddeye dayanarak beraberlik isteğinde bulunamaz. Tutulan Taş Oynanır Hamle sırası kendisinde olan oyuncu taşlarından birine dokunursa onu oynamak, rakibin taşlarından birine dokunursa onu almak zorundadır. Eğer tutulan taş oynanamıyorsa ya da alınamıyorsa, bunun bir sonucu yoktur. Oyuncu tuttuğu taşı elinden bırakmadıkça onu herhangi bir kareye koyabilir. Taşları düzeltmek amacıyla tutmak isteyen oyuncu rakibine önceden düzeltiyorum diyerek haber vermelidir. Oyunların Yazılması Satrançta oyunların nasıl yazıldığını bilmek bazı yararlar sağlar: Turnuvalarda oyunların yazılması zorunludur. İlerlemek için kitap ve dergilerde yayınlanan bilgileri ve oyunları izlemek gerekir. Her oyuncu kendi oyunlarını zaman zaman inceleyerek hatalarını öğrenmelidir. Bu kitapta Uluslararası Satranç Federasyonunun (FIDE) 1977 yılında Ocak 1981'den geçerli olmak üzere kabul ettiği ve Türkiye Satranç Federasyonunun yayınladığı kitaplarda uyguladığı yazılış şekli kullanılmıştır. Satranç tahtasının sol köşesinden başlanarak sekiz sütun a, b, c, d, e, f, g harfleri ile, sekiz sıra da 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 sayıları ile belirtilmiştir. Buna göre, herhangi bir kare, örneğin, a5, e3, g7 şeklinde belirlenir. Bir taşla yapılan hamleyi belirtmek için önce oynanan taşın ilk harfi, sonra gittiği kare yazılır. Örneğin, Fg7, filin bulunduğu kareden g7 karesine, Şe2, şahın bulunduğu kareden e2 karesine gittiğini belirtir. Piyon hamlelerini belirtmek için yalnız gittiği karenin adı kullanılır. Örnek: e4, d3, a5. Taş alma, taş alanın ilk harfi, x işareti ve gittiği yani alınan taşın bulunduğu karenin belirtilmesi ile yazılır: Örnek: Kxd4, kalenin bulunduğu kareden d4 karesine giderek bu karede bulunan rakip taşı aldığını gösterir. Piyonun taş alması, bulunduğu sütunun harfinin ve x işaretinden sonra gittiği yani aldığı taşın bulunduğu karenin belirtilmesi ile yazılır. Örnek: exd4, gxf4, cxb5. Aynı cinsten iki taş (iki kale, iki at) aynı kareye gidebiliyorsa hareketleri şöyle yazılır: a) Önce taşın ilk harfi, sonra bulunduğu sütun, daha sonra gittiği kare yazılır. f8 ve a8 karelerinde bulunan iki kaleden birincisi d8 karesine oynatılıyorsa bu hamle Kfd8, diğeri Kad8 şeklinde yazılır. b) Aynı cinsten iki taş aynı sütunda ise, önce oynanan taşın ilk harfi sonra bulunduğu sıranın numarası, daha sonra gittiği kare yazılır. d2 ve d4 karelerinde bulunan iki attan biri f3 karesine oynatılıyorsa bu hamle A2f3. A4f3 şeklinde yazılır. Bu hamleler taş alarak yapıldığı takdirde aynı hamleler Kfxd8, Kaxd8, A2xf3, A4xf3 şeklinde yazılır. Son sıraya ulaşan piyonun vezir, kale, at ya da fil olması yeni taşın ilk harfı ile belirtilir. Örnek: g8V, c8K, a1A, d1F FIDE'nin bu kararında oyunların yazılmasında kullanılan kısaltmalar şöyle açıklanmıştır: 0-0 küçük rok, 0-0-0 büyük rok, x taş alma, + şah uyarısı, + + mat, e.p. geçerken alma. Kitap ve dergilerde oyunların açıklanması sırasında bazı işaretler kullanılır. Bunların başlıcaları şunlardır: ! çok iyi hamle, !! mükemmel bir hamle, ? zayıf bir hamle, ?? büyük bir hata, !? dikkate değer bir hamle, ?! değeri şüpheli bir hamle. Ümit ÜNKAN
|