Benim bir küçüğüm olan erkek kardeşim her zaman çok ağırbaşlı idi.Benden iki yaş küçük.Çok ağırbaşlı ,çok zeki fakat ''benden sonra evin erkeği sensin,erkek adam böyle olur,erkek adam şöyle olur'' söylemleri ile büyüdüğü için biraz havalarda uçtuğu çok olmuştur...Burnundan kıl aldırmayan bir idealist idi,çok gururlu bir çocuktu...
Bu okul yaşamına da yansıdı zaman zaman.. Askerlik yaşamına da... Günlük yaşamına da.. İş yaşamına da...
Ama başarısının temelinde bu gururu yatar... Hep ''ezmek istemiyorum ama ezilmek te bana göre değil...'' der...
Endüstri meslek lisesinde okurken, bir gün bir öğretmenin oğlu,öğretmenin oğlu olmasının verdiği güven ile elindeki kumpası arkadaşına verip kardeşimi göstererek ''al bunu eşşeğe götür..!'' demiş.Bizimkisi de duymuş...Kumpası almış,arkadaşına atmış ''al bunu eşşoğlueşşeğe geri götür...!'' demiş ...Tabiii sonuç disipline gitmiş...Şikayet geldi falan filan işte...Haklı olduğu anlaşıldı sonra...Başarı ile liseyi bitirdi...Sakarşya üniversitesini kazandı...
Üniversite de ise siyasete hiç bulaşmadı,dersleri ile meşgul oldu hep.Bütün arkadaşları ile arası iyi idi.Bir gün öğretmenlerinden birisi kızmış ona ve notunu kırmak ile tehdit etmiş...O'da sinirlenmiş ''benim notum bu ,eğer hakkım olan notu kırar isen ben de seni okulun önünde ibret-i alem için bacaklarından vurmazsam adam değilim,şerefsizim..'' demiş. Hâlâ haklı idim der...Tabii sonuç disiplin ...Baba'm çağrıldı Adapazarı'na...Odada kardeşim ,öğretmen ve baba'm...Öğretmen der ki :''Bir kere önümde şuna bir yumruk patlat onu affedeceğim...''Baba'm kardeşimi odadan çıkarır...Der ki:''Bak hoca ben senin gibi hoca değilim,sen koskoca üniversiteye hoca olmuşsun,elini vicdanına koy ben çocuğumu tanıyorum ne gururlu ve temiz kalpli olduğunu biliyorum.Şimdi sana uysam... kolay....,bir yumruk vurduğum gibi komaya sokarım ama...Aması var,bu çocuk buradan çıktığında kendisine birşey yapsa seni ne yapayım,sen söyle bakayım ?Siz affedin,gerisini bana bırakın,hata yapmış ama genç bunlar...''
Hoca susar...Affeder...Baba'm da odadan çıkar ,kardeşimi boş bir sınıfa sokar,yer misin,yemez misin, ver Allah'ım ver...ulan sen efe misin? :))))Ben senin serseri olmanı istesem sana silah alır sokağa salarım ... Baba'm dan iki kere sopa yedi çok uslu idi dedim ya herkese böylesini versin diyebileceğim kadar uslujbir çocuktu(bana hiç çekmemiş ben Allah mafaza :)))Ama tertemiz yedi...İyi bir benzetmiş...:)) Ne ise üniversiteyi de başarı ile sorunsuz birşeye bulaşmadan bitirdi sonra yine kazandı yine ama askerden kaçmak için yapıyorsun dediler yemediler üçüncüsünde aldılar askere...
Bu sefer de askerde ''ot yol'' demişler:)O'da ''Ben ot yolmam,yoldururum dahası yolduğunu yediririm...'' demiş...Ortalık karışmış ama o otu da yolmamış fazla geçmedi onbaşı yapmışlar..Sonra askeriye'nin gururu oldu...Kontrollerde bütün soruları bilen tek kişi idi...Dört takdirname ile döndü komutanları halen arar...
Aralarda tatillerde babamın talebelerinin yanında pratik yapardı...Babam herşeyi pat diye vermek istemiyordu hayatı öğrenmeli diyordu ''önce eğe ile öğrenmesi lazım zoru görsün ki rahatın değerini bilsin...Bu sefer de oralarda hükmedilmeyi reddederdi...
En küçüğümüz var bizim bir de O'mu :))) Evlere şenlik...Beş parmağın beşi bir değil...Malesef ki... En son okula gittiğimde müdür ellerini kaldırıp bana demişti ki:
''Melike Hanım,ne doğusu kaldı,ne batısı ülkenin her yanında ne çocukları adam ettim,ben bunun karşısında çaresiz kaldım...'' Hepimiz kaldık hocam dedim,hepimiz kaldık..Ne etti isek olmadı da olmadı...
O bıktırdı,tüm ailemi bıktırdı,tüm öğretmenlerini bıktırdı ama hâlâ yanında arkasındayız ...
Çocuklarınızı hiçbir zaman birbirleri ile kıyaslamayın...Onlar çok küçük yaşlarda sizler için çok büyük ipuçları verirler...O ip uçlarını iyi değerlendiremez iseniz ipin ucunu kaçırırsınız..Geri kazanılamayan şeylerin başında kaybedilmiş beyinler gelir..Kek hamurundan ekmek yapılamaz....
O ipucu vermişti...
Bir gün bir avukat tanıdığım ile sohbet eder iken bana ilginç bir şey anlattı:
-Melike Hanım biliyor musunuz ,ben, meslek lisesinde okuyor idim,siyasetle meşgul idim,haşarıyız uçuyoruz,heyecanlıyız felan ,kırk yıl düşünsem avukat olmak aklıma gelmezdi hele ki meslek lisesi okurken...Derken lise son sınıfa geçtiğim yaz tatilinde birisi ile tanıştım.Ama öyle birisi ki anlamadığı şey yok gibi....Konu komünizm ise bilgi sonsuz,milliyetçilik hakkında öyle,din öyle anlamadığı şey yok...O yaz sürekli onun evinde idim bana hep kitap verirdi okudum okudum okudum...Ve ben o yaz hayatımda okumadığım kitabı okudum ve sadece o kitaplarla ben hukuk kazandım...
Şimdi düşünüyorum da... O yaz o insan karşıma çıkmamış olsa idi ,-ki onu örnek aldım-ben başka bir insan ile karşılaşsa idim hayatımda tam tersi bir değişiklik olabilir mi idi ...Yani karşıma kötü bir insan da çıkabilir beni etkileyebilir onu örnek alabilirdim belki de...
Aslında sohbetin gerisi var ama burası beni çok etkilemişti...
Ne mutlu o insana..
Örnek deyince lise çağları kadaşların ailenin önüne geçtiği bir dönem... Malum kötü bir arkadaş ,ağabey,abla,kız arkadaş erkek arkadaş çocuğunuzu alıp götürebilir.Biliyorum geçtik o yollardan okulun önünde esrar saran ,önce bir iki bedava verip sonra satan kişiler,son model arabaları ile kız avına gelmiş,önce arkadaşlık sonra mankenlik öneren yaratıklar var dı..Neler yoktu ki...Değişik dinlerin ayinlerini önerenler,derneklerin...Hırsız çeteleri...Kimleri altın vuruşla kaybetmedik ki...Kaç arkadaşım gitti...Hayatının baharında mezara...
Unutmayın....! Böyle dönemlerde en iyi arkadaş olan çocuğu kazanır....! Bu niçin anne ,baba olmasın ? Ve çocuğunuza hiç kimsenin sizden iyi arkadaş olması için fırsat vermeyin.... Ama bunu çocuğunuz anlamak zorunda değil...
Herkes örnek verdiğim avukat kadar şanslı olmayabilir....