"Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kafidir ." M.K.Atatürk
Yazılarımı yakından takip edenler bilirler.... Bilmek isteyeceklerini düşündüm...
Sevgili Melike Abla;
Ben eve geldim ilk önce başımı yıkadım.Gönderdiğiniz herşeyi kullandım.Şimdi çok güzel kokuyorum ben.Size kendimi tanıtıyorum .Benim ad'ım Hacire.Melike abla siz çok iyi birisiniz eğer çocuklarınız var ise ne mutlu onlara onlar için.Çok iyi bir annesiniz.Evli iseniz kocanıza ellerinden öptüğümü söyleyin.Sizinle telefonda konuşmayı çok isterdim........................... .........................................................
Merhaba Melike abla nasılsın iyi misin?Ben Siraç gönderdiğin eşyalar için çok teşekkür ederim.Bir resminizi görmek isterdim.Keşke bir fotoğrafınızı göndermek mümkün olsa da sizi görseydik.Kusura bakma çok şey var yazacak ama yazamıyorum.Sevildiğinizi bilin.Sevmek için göreceksin diye birşey yok.Allah'a emanet olun.Okulumuza yardım ettiğiniz için tekrar çok teşekkür ediyorum.Hoşçakalın.......... .......................................................... Sevgili Melike Abla; Nasılsın,iyi misin?Hediyeler için çok teşekkür ederim.Şu an'da çok mutlu oldum.Allah sizi de çok mutlu etsin.Sizin oralar nasıl?Güzel mi?Ben oraları çok merak ediyorum.Ben öğretmenimizi çok seviyorum.Çok yardım sever Allah O'nu başımızdan eksik etmesin.Bizim köyümüze gelseniz..Bizim köyümüz çok güzel.Annemin ,babamın çok selamı var güle güle ben Kenan ............. ......................................................... Sevgili Melike Abla; Hediyeler için çok teşekkür ederim.Ben hediye göndermese idiniz de size bu mektubu yazardım.Sizin annenizin,babanızın ellerinden öperim.Çok teşekkür ederim.Ben Seval...... ......................................................... Sevgili Melike Abla; Nasılsın,iyi misin?Gönderdiğin eşyalar için çok teşekkür ederim.Öğretmenimiz çok iyi bir insan keşke biz de öyle bir insan olsaydık.Ben Fenerbahçe takımını tutuyorum ,sen hangi takımı tutuyorsun?Sizi köyde görmek istiyoruz.Keşke sende Fenerbahçe takımını tutuyorsun.Ben sana resim yaptım....güle güle abla... ......................................................... Sevgili Melike Abla'cım; Hepimiz hediyeleri çok beğendik çok mutlu olduk ve ben şimdi banyo yaptım mis gibi koktum.Abla bizim evimiz tek katlı,en sevdiğim hayvan kedi ve tavşan.Abla ben seni çok seviyorum.Bizim öğremenimiz çok iyi bize abla buldu bize o kadar iyilik yaptı ki.Kalemimiz bittiğinde bize hep kalem verir bulduğu abla bana hediyeler gönderdi.Adım Kader benim.. ......................................................... Sevgili Melike ablacım; Ben Kadir,çok teşekkür ederim .Şimdi başımı yıkadım.Daha önce hiç böyle şampiyonum diş macunum olmamıştı.Sizi ablam gibi,sizi kalbim gibi seviyorum.Teşekkür ediyorum.Sizi kardeşlerimden çok seviyorum .... ......................................................... Sevgili Melike ablacım; Melike ablacım adım Şahin.Ben başımı yıkadım,vücuduma duş jeli sürdüm.Sana biraz ailemden bahsedeyim........Çok teşekkür ederim.Yaptığınız iyilikleri hiç unutmayacağım.Allah Razı olsun........... ......................................................... Sevgili Melike ablacım; Ben Haşim.Bizi tanımadan görmeden yolladığınız hediyeler için çok teşekkür ederim.En kısa zamanda bize misafirliğe gelmenizi rica edirim.İnşallah bir gün tanışma fırsatını buluruz..... .......................................................... Sevgili Melike ablacım; Bizi tanımadığınız halde bize çok güzel eşyalar gönderdiniz size çok teşekkür ederim.Çok mutluyuz.Bizim sınıf sizi çok sevdi.Ben okuldan geldim ,banyo yaptım......Kendine iyi bak.... .......................................................... Sevgili Melike ablacım; Ben geldim hemen banyo yaptım.Eşyaların hepsini kullandım.Çok mutlu oldum,bizim sınıf çok sevindi.Sizi gerçekten çok sevdim.... Canım ablacım,seni çok sevdim...... ........................................................... Sevgili Ablacığım; Mektubuma başlamadan önce bize gönderdiğiniz eşyalar için ne kadar mutlu oldum bilemezsiniz.Kardeşlerimden sonra yeni bir ablamın olması beni çok mutlu etti.Böyle hayırlı işlere vesile olan herkese çok teşekkür ederim.Ben bu okula üç hafta önce İstanbul'dan okul okumak iiçin geldim.Ne demişler şehirde hayat pahalı.Ailemin imkansızlıkları yüzünden burda okumaya geldim.Adım Caner.İnşallah sizi aramızda görürüz..Şimdi bende kendi kendime'nerde o günler' diyeceğim.İnşallah sizinle yüzyüze konuşuruz...... ............................................................. Sevgili Melike ablacım; Gönderdiğiniz hediyeler için çok teşekkür ederim.Lütfen seni tanımayı çok istiyorum bana bir fotoğrafını gönderir misin?Kaç kardeşsiniz siz.Onların adlarını mektupta yazar mısın?Benim kardeşlerim dört tane.En büyükleri benim ,ben okula tertemiz gidiyorum,tırnaklarımı kesiyorum,saçlarımı topluyorum,elimi yüzümü yıkıyorum.dördüncü sınıfa gidiyorum kahvaltımı yapıp okula öyle gidiyorum..... ............................................................. Merhaba Melike Abla; Benim hiç duş lifim olmamıştı.Birşey soracağım siz evli misiniz?Yoksa bekar mısınız?Kaç kardeşsiniz?Kardeşlerinizin isimlerini mektupta yazarmısınız?Hediyeleri görünce çok sevindim,teşekkür ederim.Ben Nevin... ............................................................... Sevgili Melike Abla; Sizi çok seviyorum ben siz çok iyi bir ablasınız,abla hiç böyle şeylerim yoktu ama sizin sayenizde oldu.Biz sekiz kardeşiz.Benim adım Kübra bir tane de mektup bana yazarmısınız bana resminizi gönderir misiniz?Annenizin resmini gönderir misin?Bebeğin var mı varsa resmini gönder ama mutlaka mutlaka gönder.Göndermez isen üzülürüm oda eğer var ise,yoksa kendininkini gönder seni çok seviyorum Melike abla..görüşürüz.. .................................................................... Sayın Melike Ablacım; Adım Onur.....4 A sınıfına gidiyorum.Allah sizden razı olsun.Size çok teşekkür ediyorum.Öğretmenimiz bizlere şimdilik sadece adınızı söyledi.İkindi vakti eve döndüğümde hediyelerini ile banyo yaptım.Vücuduma çok iyi geldi.Allah ölmüşlerinize rahmet eylesin.Allah muradınızı sevenlerinize erdirsin... Sizin gibi insanların şimdiye kadar yaşaması herkes için bir şereftir.... ..................................................................... Melike Abla; Nasılsın,iyi misin?Benim adım Yakup.Öğretmenimizi çok seviyoruz çünkü o bize abla buldu..Kızkardeşim var Seher O'da sana mektup yazıyor .Okuldan geldim,banyo yaptım mis gibi koktum.Bizim iki tane ineğimiz var,tavuğumuz var,köpeğimiz var.Hediyelerinizi çok beğendim..... .................................................................... Sevgili Melike Abla, Sayın çok değerli ve çok kıymetli Melike Ablacığım göndermiş olduğunuz hediyeler için size çok teşekkür ederim.Ben de sizi memnun etmek için birkaç satır göndermekteyim...Tekrar çok teşekkür ederim..Ben Akın.. ..................................................................... Sevgili Melike Hanım; Size çok selamlar,aygılar gönderiyorum ve teşekkür ediyorum.Biz beş çocuk anneden babadan oluşan bir aileyiz.Babam inşaat işçisi 4 çocuk okul okuyoruz.Babam zor bize bakıyor.Köyümüzde ineklerimiz,tavuklarımız ,horozlarımız,eşeklerimiz var...İstediğiniz birşey var ise bize söyleyin...Dersimi çalışıyorum,öğretmenimi çok seviyorum.Doktor olmayı istiyorum..Çok teşekkür ediyorum... ...................................................................... Sevgili Melike Abla; Sana çok teşekkür ederim.Melike Abla, sana birşey söylemek istiyorum benim hiç duş sabunum olmadı senin sayende oldu.Kışın bize mont gönderecein için sana şimdiden çok teşekkür ederim...Şimdilik hoşçakal... ..................................................................... Sevgili Melike Abla; Nasılsın iyi misin?Sana çok teşekkür ederim.Bzim atımız var.Bizim ineğimiz var,bizim keçilerimiz var,tavuklarımız var ben hergün ata biniyorum.Bizim eşeğimiz var.Sınıfımız yirmi altı kişiyiz.Bir arkadaşımız ameliyat etti,onun güvercini var iki tane var ama çok güzel.On yşındayım boyum bir otuz beş..benim öğretmenim bize abla buldu,bize hediye gönderdi... ....................................................................... Sevgili Melike ablacım; Annemiz babamız çok sevindi.Hediyeleri bütün sınıf çok beğendi.Ben ameliyat oldum,öğretmenimiz evimize geldi.Hediyeleri evimize getirdi.Ben o kadar sevindim ki bilemezsiniz,sizi o kadar seviyorum ki bilemezsiniz.Öğretmenimi de çok seviyorum.Benim güvercinlerim var,ördeklerim var,eşeklerim,kazlarım var...Ben sizi çok seviyorum... ....................................................................... Melike Hanım; Bunu söyler isem şaşırmayın.Melike hanım bunu elimi kalbime koyarak yürekten söylüyorum ben bunu hayatımda ilk kez birisine söylüyorum,bunu heryerde söylüyorum bana inanın...Siz önünde hiç utanmadan saygı ile eğilebilinecek bir insansınız.Önünüzde saygı ile eğiliyorum.Şu an'da hacca gitmiş gelmiş kadar büyük bir sevabın altına imza attınız.. Kolileri toparlamama yardım eden hanımın gözleri dolarak söylediği bir sözdür...
O'na dedim ki; Dünya bu kadar mı kötü oldu ki ? Gittim oradan ben,ağlamaya gittim...
Çocukları var benim düşlerimin altın gibi parıldayan saçları ile,güneş gibi ışık saçan düşünceleri ile elleri nasır tutmuş okuma yazma bilmeyen annelerinin dere boylarında ,taş üstünde dövdüğü çamaşırları bekleyen çocukları.Bulabildiği bir patlak top ile ,toz toprak içerisinde bütün çocukların futbol maçı yapabildiği köylerin çocukları var ...Elindeki çubuk ile ördekleri ,kazları kovalayan , büyük şehir takımlarını ülkenin en ücra köşelerinde destekleyen belki bir gün o takımlardan birisinde bir yıldız olmayı bekleyen çocukları...Belki ülkenin gelmiş geçmiş en büyük beyinlerinin çıkacağı fakat yüksek dağların karları arasında donup kalmaya mahkum olmak zorunda olan çocukları var düşlerimin...O karların arasında iki tahtadan yaptığı kızakları ile uçan çocukları var bilir misiniz... Büyük şehirlerin büyük okullarında çıkan savaşlardan uzak,saf bir sabun için bir insanı düşlerinin prensesi ilan eden minikleri var düşlerimin.Bir adres kadar ,bir parça ince düşünce kadar yakın çocukları var....Onları tanıyorum,onları çok iyi tanıyorum...Dünyadan bir haber ,dünyanın çirkinliklerinden bir haber belki çok hasta ,belki çok hastalanacak belki ileride çok iyi yerlerde görebileceğimiz,belki kaybedeceğimiz çocukları.Ama şimdi hepsi çocuk,hepsi elmas,hepsi nadide......Cebimdeki son parayı,masamdaki son lokmayı hiç düşünmeden feda edebileceğim düş bahçemin gerçek çocukları....
O çocuklar içten di..Ne benziyordu yazılanlar kapitalizme karşı gelen yazılarını yazar iken kitaplarını fahiş fiyatlara pazarlamaya kalkan aydın geçinenlere,ne benziyorlardı erkekleri kötüler iken erkeksiz duramayan feministlere,ne benziyorlardı insanların zihinlerini allak bullak eden düşünürlere...Bu çocuklar dünyanın en büyük yazarlarıdır benim gözümde en saf halleri ile insan sevgisinin tokadını vururlar insanlığın kokuşmuş kötü düşüncelerine.Kaybetmeyelim onları..Eğer acı duymak istiyor iseniz çocuklara sorun,sorun sevgi nedir bakın birisinin gözlerinin içine size en duru hali ile anlatsınlar nedir sevgi,sevgi nedir...Dünyaya hepimizin rengi değişmiş gözleri ile değil,gerçek kahve,gerçek mavi,gerçek ela ile bakıyorlar onlar henüz...Karartmayın dünyalarını..Kandırmayın şu insanları ekranda sabahlardan akşamlara kadar.İstanbul güzel demeyin mesela gidin kurtarın şu insanları..Yemeyin zihinleri,yok etmeyin beyinleri...Onların aşkı hiçbir romanda yazmaz..Hiç bir roman sizi onlar kadar aydınlatamaz....
Bize saklayın dediler,erdemdir dediler.Yaptığınız insanlık için övünmeyin...Biz iyilik yaptığımızı söylemeye korktuk.Kötülükler ,çirkinlikler cirit attı meydanlarda insanları felaketlere sürüklediler ..İzledik ,kabullendik belki de...Korktuk insanlıktan bahsetmeye birisi çıktı oradan 'kendisini amma methediyor be !'Deme yap,sen de yap ,yapın yazalım,yüceltelim yetiştiren annenin,babanın ellerinden öpelim davranışı kimin yaptığı değildir önemli olan ne yapıldığı önemlidir, güzellik yapın..Bunun için Siirt'e gitmenize gerek yok ki...Sizi düşlüyorlar ,sizlerin uzanacak ellerini düşlüyorlar..Yaşamak istiyorlar sadece bir parça insan gibi yaşamak istiyorlar...
Çocuk hakları bildirgesine bakıyorumda gülerken akıyor gözlerimden yaşlar... Yazmak çok kolay....
Çok şeyler yazıyor idi bu mektuplarda çok şeyler.....Okur iken çok duygulandım.Koli geldiğinde mektuplar niçin koli ile geldi için merak ile açtığımda ne göreyim?Yöreye özgü bir dokuma kilim karşımda duruyor.Abartmıyorum ilk kez gördüğüm bir kilimdi bu saf yünden dokunmuş ve peluş havasında bir kilim.Hayatımda böylesini ilk kez gördüğümü ve bu kilimi tanımayanlar için çok büyük kayıp olduğunu düşündüm inanın ki ve hemen herkesin görebileceği bir yere serdim...Çok teşekkür ediyorum..Ben o çocukları çok seviyorum..Hele benim için çzidikleri resimleri görseniz,bir görseniz..Fotoğrafları da öylesine...
Bu mektuplar içinde bir iki cümle içimi çok sızlattı... Aklıma yine çocuk yaşlarda okuduğum bir 'Cumartesi'ye çok var mı ' kitabı geldi benim..
Kendisini bir Cumartesi günü evlatlık almaya gelecek bir aileyi heyecan ile bekleyen bir kız çocuğunu anlatıyor idi...Bu çocuk aile gelmedikçe hayaller kuruyor ve olmayan şeyleri varmış gibi yazmaya başlıyor ve bunları sınıfta okudukça diger arkadaşları ayağındaki biri başka biri başka çoraplara bakıyorlardı... Nedir bir çocuğu hiç tanımadığı bir aileyi bekleyip evlatlık alınmak için hayaller kurduran?
Bize çocukluğumuzda okumayın şu adamı dediler 'Kemalettin Tuğcu' için söylendi bu söz.Okumayın şu adamı işi gücü duygu sömürüsü yapmak.Tamam belki abartırdı Tuğcu ama gerçekleri yazardı..Kemalettin Tuğcu çocuğuyum ben bütün o ince ama gerçek kitaplarını okudum.Büyüdüm sonra ve gördüm..Evet hepsi gerçekti...Gerçek...
Bir çocuğa şeker alacak kadar büyük insan sevgim...
Bir kitap düşlüyorum bazen...Oluşması yıllar alacak bir kitap ..Sadece o yılki en güzel sevgi hikayesinin ekleneceği bir kitap.Bütün okuma yazma bilen ,bilmeyen çocukların kendi sevgi öyküsünü anlatacağı bir kitap..Seçemiyorum sonra hepsini kitaba dolduruyorum... Sonra bir kitap daha düşlüyorum O kitapta ise çocukların acılarının anlatacağı bir kitap bütün çocuklar kendi acısını yazacak.. Öyle acı ki hepsinin hikayesi seçemiyorum hepsini ekliyorum kitaba... Sonra bakıyorum onlara... Bir yerde saf Tanrı..Tanrısal sevgi... Bir yerde ise şeytanın ta kendisi... Yıllar almıyor birgünde bitiyor kitap... İşte ben bu kitaptan yola çıkıyorum ..... Siz hangi kitaba yazılmak istersiniz???
Ve bir kitap yazıyorum...
Teşekkürler Esracım herşey için... Saygı ile eğiliyorum,tebrik ediyorum... Söyle onlara Balkanlardan Siirt'e esen Bir Türk yelidir yüreklerini ısıtan.... Onları çok seviyorum....
*Benim çocuğum hakkında kendisi bile benden iyi düşünemez tamam mı sizde kimsiniz ?
*Çocuğuma sigara ve alkollü içkiyi yasaklama hakkına sahibim.Aynı zamanda içip içip eve kusma ve evde isyan çıkartma hakkına da sahibim..Karşı çıkan olur ise kafasına elime geçeni ne var ise indiririm..
*Okulun en yaramaz öğrencilerinden birisi olduğumu ve okuldaki arkadaşlarımı nasıl patakladığım ile övünme hakkım vardır ama okulda kavga eder ve şikayet gelir ise çocuğumu da dövme hakkına sahibim..
*Kötü not alır,okuldan kaçar ise çocuğumu dövme hakkımı isterim.
*Bizler konuşur iken ağzını açar her b.. a maydonoz olur ise onun suratına tokadı yapıştırır odadan kovalarım.
*Yollarda bir şey ister iken 'hayır' derim ısrar eder ise milletin içerisinde tokat hakkımı kullanırım.
*O benim uygun gördüğüm arkadaşlar dışında hiç kimse ile arkadaş olamaz ,arkadaşlarını eve getirmesine izin vermem evimin temiz olması ve dağılmaması hakkına saygı isterim.Ne arkadaşı la!Ne sosyali bizim zamanımızda sosyal mi vardı?
*Ben büyüğüm bir kere doğurdum ona yemedim yedirdim,içmedim içirdim bana ömür boyu borçludur.Eğer bana karşı çıkacak olur ise ,evlenip eşi ile ilgilenecek olur ise emdirdiğim sütü burnundan getiririm.Yedirdiğim lokmayı burnundan fitil fitil getiririm.Allah'ın oğlu olsa kaptırmam çocuğumu...
*Ben en doğru kuralları koyarım.Ben büyüğüm eğer kurala uymaz ise ve komşu teyze,amca ölmesini istiyor ise evladımı vururum...
*Onlara küfür yasak,beynini dağıtırım..Ama gece gündüz küfrederim.Ben büyüğüm tamam mı işinize gelir ise.
*Bir vazo için komaya sokma hakkım var.
*Ben büyüğüm,onun yüzünden babasını çekiyorum bana karşılık verir ise sütüm haram olsun.
*Ben büyüğüm onun evleneceği hanımı kocayı ben seçerim.
*O bilmez ne istediğini okuyacağı okula ben karar veririm.
*Ben büyüğüm benim çocuğumu kimse benden iyi dövemez,döveni döverim...
*Çocuk benim değil mi lan! dilediğim gibi çalıştırır,kullanırım.
*Çocuk benim dilediğim gibi aşağılarım hiç kimse karışamaz...Bedeni ruhu herşeyi bana aittir.
*Onun karşısında eğilip belimi bükemem doğrusu.O başını kaldırıp bana baksın.
*Çok başarılı olur ise böbürlenme işte benim evladım onu ben yetiştirdim deme hakkına sahibim.Yok eğer başarısız ise gözüme görünmesin nerden doğurdum bizi rezil etti.Kendi bilir hayat onu bekliyor demek hakkım vardır...
*Feriştahıız gelse bu haklarımı elimden alamaz.Hadi alın da bende göreyim bakayım..
*BEN BÜYÜĞÜM ONA GÖRE HA!
Ne zaman kabul edildiği bilinmiyor ancak bu kuralları ve bu kurallara katıksız uyum gösterenleri ne güzel uyumlu oldukları için şiddetle alkışlıyorum.Aferin size...
---------------------
Biliyorum böylelerini hatta abartmayacağım tanıdıklarımın nerede ise hepsi çocuklarına bunları yapıyor idi..Çocuğuna bıçak dayayan mı istersiniz,çocuğunu koltuğa oturtup dizlerinden vurmak ile tehdit eden mi istersiniz,kafasını balkon demirlerine vuran mı istersiniz,tahta elbise askısını vücudunda paralayan mı?,yolda meydan dayağı çeken mi,kayışlarla döven mi.Hergün anasını da kızını da döven mi..Evlenceğin kadını ilk gün döv yoksa gözü açılır görürsün ben ilk günü dövdüm ki gözü açılmasın diyen mi?Özel sopa yaptıran mı...Sonra hakmış ne hakkı bu vahşetler gözümüzün önünde yaşanıyor ne hakkı..Gidin başkalarına anlatın siz o hakları...
Başlangıç:
İnsanlık ailesinin tüm üyelerinin niteliğinde bulunan onurunu ve eşit ve ayrılmaz haklarını tanımanın dünyada özgürlük, adalet ve barışın temeli olduğunu, İnsanın zorbalık ve baskıya karşı son bir yol olarak ayaklanmaya başvurmak zorunda bırakılmaması için İnsan haklarının hukuk düzeniyle korunması gerektiğini, Uluslar arasında dostça ilişkileri geliştirmeyi özendirmenin temeli olduğunu, Birleşmiş Milletler halklarının Birleşmiş Milletler Antlaşmasında te-mel insan haklarına, insan kişiliğinin onur ve değerine, erkeklerle kadınların hak eşitliğine olan inancını yeniden belirttiğini ve daha geniş bir özgürlük içinde toplumsal gelişme ve daha iyi bir yaşam düzeyi sağlamaya karar vermiş olduğunu, Üye Devletlerin Birleşmiş Milletlerle işbirliği içinde, insan haklarının ve temel özgürlüklerin evrensel olarak saygı görüp gözetilmesini sağlamayı yükümlendiklerini, Bu hak ve özgürlükler konusunda ortak bir anlayış oluşturmanın bu yükümlülüğün tam olarak gerçekleşmesi için büyük önem taşıdığını gözönüne alarak, Genel Kurul, Toplumun her bireyi ve her organının bu Bildirgeyi sürekli olarak gözönünde bulundurarak eğitim ve öğretim yoluyla bu hak ve özgürlüklere saygıyı geliştirmeye ve ulusal ve uluslararası geliştirici önlemlerle gerek üye Devlet halkları, gerekse bu Devletlerin yargı yetkisi içindeki ülkele-rin halkları arasında bu hak ve özgürlüklerin evrensel ve etkin biçimde tanınıp gözetilmesini sağlayamaya çaba göstermeleri amacıyla tüm halklar ve uluslar için bir ortak başarı ölçüsü olarak bu İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini ilan eder.
1. İlke:
Tüm dünya çocukları bu bildirgedeki haklardan din, dil, ırk, renk, cinsiyet, milliyet, mülkiyet, siyasi, sosyal sınıf ayırımı yapılmaksızın yararlanmalıdır.
2. İlke:
Çocuklar özel olarak korunmalı, yasa ve gerekli kurumların yardımı ile fiziksel, zihinsel, ahlaki, ruhsal ve toplumsal olarak sağlıklı normal koşullar altında özgür ve onurunun zedelenmeyecek şekilde yetişmesi sağlanmalıdır. Bu amaçla çıkarılacak yasalarda çocuğun en yüksek çıkarları gözetilmelidir
3. İlke:
Her çocuğun doğduğu anda bir adı ve bir devletin vatandaşı olma hakkı vardır.
4. İlke:
Çocuklar sosyal güvenlikten yararlanmalı, sağlıklı bir biçimde büyümesi için kendisine ve annesine doğum öncesi ve sonrası özel bakım ve korunma sağlanmalıdır. Çocuklara yeterli beslenme, barınma, dinlenme, oyun olanakları ile gerekli tıbbi bakım sağlanmalıdır.
5. İlke:
Fiziksel, zihinsel ya da sosyal bakımdan özürlü çocuğa gerekli tedavi, eğitim ve bakım sağlanmalıdır.
6. İlke:
Çocuğun kişiliğini geliştirmesi için anlayış ve sevgiye gereksinimi vardır. Anne ve babasının bakımı ve sorumluluğu altında her durumda bir sevgi ve güvenlik ortamında yetişmelidir. Küçük yaşlarda çocuğu annesinden ayırmamak için bütün olanaklar kullanılmalıdır. Ailesi ve yeterli maddi desteği olmayan çocuklara özel bakım sağlamak toplumun ve kurumların görevidir. Çocuk sayısı fazla olan ailelere devlet yardımı yapılmalıdır.
7. İlke:
Genel kültür ve yeteneklerini, bireysel karar verme gücü, ahlaki ve toplumsal sorumluluğu geliştirecek ve topluma yararlı bir üye olmasını sağlayacak eğitim hakkı verilmelidir. Bu eğitimde sorumluluk önce ailenin olmalıdır. Eğitimin ilk aşamaları parasız ve zorunlu olmalıdır.
8. İlke:
Çocuk her koşulda koruma ve kurtarma olanaklarından ilk yararlananlar arasında olmalıdır.
9. İlke:
Çocuklar her türlü istismar, ihmal, ve sömürüye karşı korunmalı ve hiçbir şekilde ticaret konusu olmamalıdır. Çocuk uygun bir asgari yaştan önce çalıştırılmayacak, sağlığını ve eğitimini tehlikeye sokacak fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişmesini engelleyecek bir işe girmeye zorlanmayacak ve izin verilmeyecektir.
10. İlke:
Çocuk ırk, din ya da başka bir ayrımcılığı teşvik eden uygulamalardan korunacaktır. Anlayış, hoşgörü, insanlar arası dostluk, barış ve evrensel kardeşlik ortamında enerji ve yeteneklerini diğer insanların hizmetine sunulması gerektiği bilinciyle yetiştirilmelidir
****************
ÇOCUK HAKLARI
Ben çocuğum, on sekiz yaşına kadar bir çocuk olarak vazgeçilmez haklara sahibim.
Burada yazılı olan haklar, bütün çocuklar içindir; beyaz çocuk, kara çocuk, kız çocuk, erkek çocuk fark etmez. Doğduğumuz yer, konuştuğumuz dil de fark etmez. Büyüklerimizin inançlarının, görüşlerinin farklı olması yüzünden çocuklara ayrım yapılmaz. Bu haklara sahip olmak için çocuk olmak yeterlidir.
Büyükler çocuklarla ilgili bütün yasalarda, bütün girişimlerde önce çocukların yararlarını düşünürler. Büyüklerimiz bu ödevlerini yapamıyorsa devlet çocuklara bakar ve korur.
Burada yazılı olan haklarımın uygulanması için gereken her türlü çaba gösterilir. Haklarımdan yararlanmam bütün devletlerin güvencesi altındadır.
Bizi büyüten, yol gösteren büyüklere bizi daha iyi yetiştirsinler diye yardım edilir.
Çocukların yaşamını korumak herkesin ilk görevidir. Yaşamak her çocuğun en temel hakkıdır.
Her çocuğa doğduğunda bir isim konur. Devlet bu ismi kaydeder. Çocuğa kimlik verir. Artık çocuk o devletin vatandaşı olur.
Konan ismim, kazandığım vatandaşlık hakkım ve aile bağlarım korunur. Bunları değiştirmek için baskı uygulanmaz. Bunlar benden alınırsa bütün devletler ona karşı çıkar.
Çocuğu ailesinden kimse koparıp alamaz. Ama bazen de anne baba çocuğa bakamaz durumda olabilir. Çocuk bu durumdan zarar görebilir. Çocuk zarar görmesin diye çocuğa başka bir bakım sağlanır. Bu bakım sırasında çocuk anne ve babasıyla düzenli görüşebilir.
Ayrı ülkelerde yaşayan anne baba ve çocukların birlikte yaşamaları için her türlü kolaylık gösterilir.
Çocuklar anne ve babalarının birlikte izni ve haberi olmadan başka ülkelere götürülmezler, oralarda bırakılmazlar. Bunu yapanlara karşı mücadele edilir.
Beni ilgilendiren konularda benimde görüşlerim alınır. Büyükler beni dinlerler. Düşüncemi öğrenmeye özen gösterirler. Çok küçüksem bir büyük de benim adıma konuşabilir.
İsteklerimi ve düşüncelerimi seçtiğim bir yolla açıklayabilirim, resmini çizebilirim yada yazabilirim. Ama bazı konularda başka kişiler ve toplum zarar görecekse o konudaki kurallara da uymam gerekir.
Biz çocukların düşüncelerini geliştirmeleri ve istedikleri dini seçmeleri hakkına saygı gösterilir. Bu konuda bizi yetiştirmekle yükümlü olan büyüklerimizin de bize yol gösterme hakları ve görevleri vardır. Onlara da saygı gösterilir.
Arkadaşlarımla barış içinde toplanabilirim. Dernekler kurabilirim. Kurulu derneklere üye olabilirim. Çocuklar onurlu ve saygın birer insandır. Hiç kimse onların onurlarını kıramaz, onları küçük düşüremez yaşadığı konut ve kurumdaki özel yaşantısına karışamaz. Bu haklarımız yasalarla korunur.
Yetiştirilmemizden en başta anne babamızın ya da onların görevini üstlenen büyüklerimiz sorumludur. Onların bu görevlerini en iyi biçimde yapabilmeleri için her türlü kolaylık sağlanır, gerekiyorsa yardım edilir.
Yetişmemizden sorumlu olanlar bu haklarını çocuklara zarar verecek şekilde kullanmazlar.
Çocukların bu türlü zararlara uğramaması için her türlü önlemi alma devletin görevidir.
Çocuklar ailelerinden yoksun kalabilirler. Bazı aile ortamları ise çocuklar için yararlı olmayabilir. İşte o zaman çocukların devletten özel koruma ve yardım alma hakları vardır. Anne babasıyla birlikte olamayacak çocukların aile yoksunluğu çekmemesi için onlara iyi aileler bulunur. Bunun için çok dikkatli bir araştırma yapılır.
Çocuklar başka ülkeye gitmek zorunda kalırsa, o ülkede çocukları korur. Birbirinden ayrı kalan anne ve baba birleştirilmeye çalışılır.
Özürlü çocuklar özel olarak korunurlar. Kendilerine yeten birer saygın insan olmaları sağlanır. Devlet onların bakımları eğitimleri ve iş sahibi olmaları için gerekli kurumları oluşturur. Ailelerine her türlü yardımı yapar.
Sağlığım ve hastalıklardan korunmam devletin ve toplumun güvencesi altındadır. Bunun için beslenmeme, aşılarımın yapılmasına, çevrenin temizliğine dikkat edilir. Hastalanırsam tedavi edilirim.
Kreşler, çocuk yuvaları, yurtlar, okullar, çocuk hastaneleri çocukların haklarına uygun olarak, çocuklara daha iyi bakmak için yeniden düzenlenirler.
Bütün çocukların sağlıkları, eğitim hakları, beslenme ve bakımları güvence altına alınır. Bana bakmakla yükümlü olanlara bana daha iyi bir yaşam sağlamaları için gerekirse giyim, barınma ve beslenme konularında yardım edilir, destek olunur.
Eğitimi eksiksiz yapabilmem için desteklenir ve korunurum. İlköğretim herkes için parasızdır, kız olsun erkek olsun her çocuk için zorunludur.
Boş zamanlarımı değerlendirmem, oynamam, eğlenmem için oyun bahçeleri, çocuk kulüpleri, kitaplıklar,spor okulları açılır. Her çocuk böyle faaliyetlere özendirilir. Bunlardan yararlanmak hepimizin hakkıdır.
Ben çocuğum; büyükler gibi bir işte çalışamam. Ben okula gider ve oynarım. Eğer çalışmak zorunda kalırsam yapacağım iş eğitimime engel olmamalı, sağlığımı bozmamalı, bence zararlı alışkanlıklar yaratmamalıdır.
Çocuklar zararlı maddelere karşı korunurlar. Bunları üretenler ve çocuklara verenler cezalandırılır. Bedenim bana aittir. Beni bedensel ve ruhsal yönden örseleyecek hiçbir yaklaşıma izin verilmez.
Çocukları kaçırıp kötü kişilere satan, onları uygunsuz şekilde çalıştırmak isteyenlerle tüm devletler mücadele ederler. Çocukları korurlar.
Büyükler kendi çıkarları için çocukları kullanmazlar.
Hiçbir çocuk insanlık dışı yöntemlerle yada aşağılanarak cezalandırılamaz. Çocuklar suç işlemişse uygulanacak cezalar yaşına uygun, gelişmelerini engellemeyecek ve eğitsel olmalıdır.
İnsanların birbirini öldürmesi kötüdür. Savaş insanların birbirini öldürmesidir. Çocuklar savaştan korunmalıdır. On beş yaşından küçük hiçbir çocuk askere alınmaz.
Eğer çocuklar çeşitli nedenlerle zarar görmüşlerse bedensel ve ruhsal sağlıklarına yeniden kavuşmaları için tüm önlemler alınır. Yeniden topluma kazandırılırlar.
Çocuklar suçun ne olduğunu bilmezler. Bilerek ve isteyerek kimseye zarar vermezler. Suç işleyen çocukların yeniden topluma kazandırılması için özel yasalar çıkarılır, özel kuruluşlar oluşturulur.
Eğer bir ülkenin yasaları bu çocuk hakları sözleşmesine uygunsa değiştirilmez. Değilse değiştirilir.
Çocukların haklarına ilişkin tüm bu ilkeleri hem çocuklar hem de büyükler öğrenmeli ve öğretmelidir. Bu nedenle bu bildirge "büyükçeden" "çocukçaya" çevrilmeye çalışılarak oluşturulmuştur.
"Çocuk Haklarına Dair Sözleşme" 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından ve 9 Aralık 1994 tarihinde T.B.M.M. tarafından kabul edilmiştir.
öncelikle Atamızı rahmetle ve Saygıyla anıyor sayfanda yer verdiğin için ne kadar teşekkür etsem azdır...yazını okuduğumda bi an hakkı yalçın'ın yazılarını okuyor gibi hissettim...bilmem bilirmisin onun özellikle "cennet mektupları vardır ki çok benziyor usul ve tarzın...yaptıkların için yapılan kişilere ulaşmanın huzuru ve mutluluğu yadsınamaz bi gerçek,yürekten kutluyor güzel yüeğinden öpüyorum...var ol
sevgiler
----------------------------------------------
Gülesim geldi yanlış anlama:))
Teşekkür ederim..
Bu kez kitabı yazan sensin sevgili Melike.
Onlarda kitabın içinde ki yorgun gönüller.
Seni nasıl merak ediyorlar baksana. Belki ikinci güzel hediyen onlara kendini göstermek olur.
Esra Öğretmen aracılığı ile internetten görüşseniz ne büyük mutluluk olurdu.
Elinden gelenin fazlasını yaptığın herşey için kutluyorum seni.
Ve, elinden geldiği halde yapmayanlarında kulaklarına küpe olsun.
Kemalettin Tuğcu: Onun kitaplarıyla büyüdüm. Zaman zaman annemlere gittiğimde okuduğum bile olur.
Belki çocukluğum gelir, belki gerçekler kitaplarda kalır umuduyla.
Sevgiler engin gönüllü arkadaşım.
-----------------------
İç Anadolu veya Ege'den bir okul bulacağım..
Ülkenin her yöresine sıra ile elimi uzatacağım...
Bakalım neler olacak...
Bu işin doğusu ,batısı var mı imiş..
Hep birlikte göreceğiz..
atam sen ölmeyip yaşayacaksın
taki sonsuza kadar
kalbimiz seninle atacak
taki durana kadar...
.....................
kurtarıcımızı saygı ve hasretle anıyoruz...
-----------------------
teşekkürler Metekan..
ömrümün bittiği son güne kadar
gönlümün gördüğü sonsuza kadar..
1946 hele 1950 den beri Atatürk devri onun içinde şöyle böyle bulunmuş olanların veya kendilerini olduklarından başka sandırmak hevesine kapılanların elinde sömürülüp durmuştur.Yayınlanan hatıraların çoğunda ölüler tanık,bir ağız ile iki kulak arasında hiç kimsenin duymadığı fısıldaşmalar belge diye kullanılmaktadır.Tarihçi ise gazete okuyucuları kadar kolay AVLANMAZ !
Atatürk'te kızıp darılır,barışıp yine bozuşur,bazen huysuzluğu ,bazen keyfi tutar,bir müddet herhangi bir dedikodunun etkisi altında haksızlığa kadar gider,sonra pişman olur,alayı,şakayı sever faniliği size bana benzer tabii bir insandır.Şahıslar için geçici ve ve bir de değişmez övgü ve yergileri vardır.Hemen hergün meclisli bir gün geçirdiği içün yanında bir veya iki defa bulunanlar şahıslar veya olaylar üzerinde bu geçici övgü ver yergilerini duymuşlardır.Herkes duyduğunu tarih belgesi olarak vermeye kalkar ise ,sanatını bilmeyen bir tarihçi bu haykırışmaların içerisinde şüphesiz ki pek bir güçlük çeker.Belli başlı adlar sözkonusu olduğu zaman onları nasıl görevlendirdiğine bakınız.Onu ancak böyle kavrayabiliriz.Çünkü devlet ve halk işlerinde HİÇ LAUBALİLİĞİ YOKTU !
Bir zamanlar akrabasından birini Nafia vekilliğine tavsiye etmişti.Bir müddet sonra bir akşam;
-Ben de onu su mühendisi sanırdım.Meğer sudan bir mühendis imiş,demişti.
En yakın münasebette olduklarının bile devlet hizmetlerinden uzaklaştırılmasına hiç ses çıkartmamıştır.
Mavi boncuk kimdedir?
Haber vereyim ki Atatürk ne yaptığını ,nasıl yapacağını ,kimlere ne yaptıracağını ,kimleri nasıl ve nerede kullanacağını bilir pek hesaplı bir adamdı.Yapmış oldukları üzerine dilediğiniz tenkitte bulunabilirsiniz.Fakat ulaşmak istediğine ulaşmaktan başka birşey düşünmeyen ,dostluklarının,yakınlıklarının,sözde sırdaşlıklarının üzerinde ''kendi kendine vefalı'' bir lider olduğu su götürmez..!
Tarih boyunca kendi gibi olanlara benzerdi...
O da bal veren çiçek değil,her çiçeğin kendine göre balını almasını bilen bir ARI idi.Her çiçeğin kovan peteklerinde şüphesiz bir payı vardır ama çiçeklerden hiçbirisi eğer arı olmasa idi petekteki balı yapabileceğini söyleyerek övünemez.
''AMA BU BALI ZEHİR SAYANLAR DA OLABİLİR...!''
1919 'da Samsun'a Mustafa Kemal yerine Enver'in ayak bastığını tasarlayınız.Türk tarihinin gidişi başka türlü olurdu.BÜYÜK FIRSATLAR FANİ ŞAHISLARA BİR MİLLETİN KADERİNİ İYİYE VEYA KÖTÜYE DOĞRU DEĞİŞTİRMEK İMKANINI VEREBİLİR...
yazdıklarını okuyunca sanki o mektupları daha önce okumamış gibi tekrar etkilendim. o mektuplarda samimiyet, içtenlik var. yazılanlar içlerinden geçen küçük dünyalarını yansıtıyordu.
inan ki çantalarında şişeleri saklıyorlar. mektupları yolladınız mı diye kaç defa sordular bana.
o bayan da demiş ya hacca gitmiş kadar sevaba girdin. çocuk sevindirmek ne kadar güzel. ne kadar büyük bir kalbin var.
bugün bütün okula yarışma konusunu verdim. yarın getirelim mi dediler hemen:=) 15 gün zaman verdim onlara bakalım neler çıkacak.
bu arada nevin diye bi isim yazmışsın, mektup sahibi kızın adı nujin. kürt ismi.
sen onları sevindirdin allah ta her daim seni mutlu kılsın...
sevgiyle kal...
bu çevre ile olan yazımı da sana yollayacağım..
öpüyorum..
-----------------------
Sana yürekten teşekkür ediyorum....
Seni çok seviyorum..
Sevgi ile sarılıp öpüyorum...İsim hakkında uyardığın için sağolasın...
Hep beraber mutlu olalım...
Verdiğim zahmet için kusura kalmayasın ...
Çok duygulandım..Bende bir köy öğretmeniyim..Küçücük şeylerle mutlu olan çocuklar gördüm şu kısacık üç yılda..Saf sevgi nasıl olur onu öğrendim.Sizin mutluluğunuzla mutlu olan çocuklar gördüm..Bu ne müthiş bir hediyedir bilene..Bende bu yavrucakları sevindirdiğiniz için teşekkür ediyorum size..
Bence Türk insanı ve Bilhassa Atatürk gibi bir önderi gökten inmiş ulu bir varlığa tapınır gibi tapınıpta put'a çevirenler bilsinler ki;
Atatürk her canlı varlık gibi bir ölümlü idi.Hırsları,coşkuları,sevdaları,hataları,günahları,sevapları olan bir ölümlü.
O'nu ,bence bir ilah gibi değil,bir insan gibi anlatınız.Bilmelisiniz ki O'na en büyük zararı puta tapar gibi tapanlar vermişlerdir..Bütün dünyanın dehası önünde eğildiği bir lideri putperestlere kaptırmaz akl'ı olan...O'nu bir putatapan dininin kurucusu gibi gösterip kullanmayınız...unutayınız ki ondan önce de başka putlaratapanlar vardı...!Ülkeyi pusuya yatmış hayalperestlere kaptırıverirsiniz..Uyandığınızda iş işten geçmeden uyanınız.....Tarihi olaylar birbirine çok benzerler...
Ellerine kollarına Atatürk imzası kazıyıpta Atatürkçü'müsün sorusuna ''HERILT YANİ'' demek değildir Atatürk sevgisi.....
------------------------------
Hıı biliyorum kaç kere şahit oldum....
çok duygulandım okurken.ağrıda ki çocuklar'ım geldi aklıma...nasıl dasevinmişlerdi bir iki kırtasiye malzemesine...
nasıl bir yüreğin var senin ?
tanıdıkça hayran oluyorum o güzel yüreğine...
sınırsız merhamet ve güzellik dolu orada...
o saf sevgi yolları aşmışda yüzünü bile görmediğin çocuklara ulaşmış.onlard alıp yüreklerine yerleştirmişler seni
ne mutlu sana ne mutlu...!
benim içimden geçirdiklerimi sen uygulayabilmişsin...
bense planlarla yetiniyorum şimdilik...:)
kitap yazma girişimin var doğrumu anladım ben...?
eğer öyleyse,bir imzalı kitabını beklediğimi belirtmek isterim :)
yazından kopyalayabileceğim çok cümle ve üzerine konuşabilecek çok sözüm var ama sen,ben fazla cümle kurmasam da anlayabilirsin içimden geçenleri diye düşünüyorum.
sen gibi insanlar lazım bu ülkeye...sayıları çoğalmalı bu yüreklerin...insanlık bak gör nerelere gelir o vakit deyip noktalamalıyım yorumumu....
özlemle sarılıyorum sana...
Gelmeyi düşünmüyor musun buralara sen ?
:)
sevgiyle kal
--------------------
Denizyıldızı hikayesini seviyorum o kadar...
Umarım Allah bana tamamen kurtarmayı da nasip eder yetişebildiğim kadar...
Onların içerisinde çok çalışkan çocuklar varmış duyduğum kadarı ile....
Zaten iki üniversite öğrencisi okutuyoruz şu an'da...
Sanırım bir süre sonra tamamen bu işlerin peşine koşacim...
Bu işin peşini yaşadıkça bırakmıcim:)
sevgiler canım...