''Kendinizi anlayın,kendinizi kabul edin ama kendiniz olmayın!'' Diyor Luke Rhinehart ''Zar adam'' kitabında.. Doğrudur. Çünkü insanların içerisinde her ne kadar uygarlığın vermiş olduğu öğrenilmiş bir davranış adabı olsa da insanoğlunun bir yanı bonobo maymunu kalmıştır.Hangimiz kendimizce ve kendi aklımıza yatkın bir neden gördüğümüzde herhangi bir cinayet veya ihanete ''İYİ YAPTIN !''demedik ki.Yeter ki bizim etik anlayışımıza uysun.Töremize uygundur,öldür,haketmiştir ihanet et!Bana uyar vur!Savaşımız öldürme veya ihanet ile değil bunu kimin niçin yaptığı ile ilgili galiba.Bize uyması yeterli.Ya diğerleri..Her insanın içerisinde bir bonobo maymunu var.Eski devirlerdeki rahibelerin kevaşeliğinin aslında bir ibadet türü olduğunu ve böyle kabul gördüğünü düşünür isek bu iş bize dünyanın en erdemli işi gibi görünecektir.(Ve hatta yerleri de cennetin üçüncü katı denir)İbadettir ,iyidir,bereket getirir bir de tanrısı var tapın tapınabildiğin kadar.Ve bunun yanında Sokrat'ın'dan Davut'una bütün eski zamanların büyükleri şimdi için aşağılık olmalıdır bu anlamda gözümüzde.Bir de Sezar'ın Bitinya'ya gittiğinde kral ile birlikte olup maskaraya dönüşmesi var..Ve Kur-an dedi:''kardeşlerinize helaldiniz,o ne feci birşeydi''Ve çok ta 'adi' oluverir krallar ve firavunlar...İnsanlığın derdi,içerisindeki bonobo maymunu iledir.Onun için demiştim bir kere akıl ve mantık içerimizdeki kendimizi keşfetmek.İşte bu kişide hiç ummadığımız veya varlığının hep farkında olduğumuz bir varlık çıkacaktır.İşte bu varlıktan korku,öyle ya da böyle kendimize en yakın olanları korumak için önlem şeklinde karşımıza çıkar.İşte tam bu nokta da günümüz dünyasında belirgin örneklerini her an ,her dakika gördüğümüz ''benim iyi'm senin iyi'ni öldürür ve pek te ortaya çıkarır benim maymun yönümü!'' gibi bir şarlatanlığa ve kendini kandırma komedisine dönüşür.Akıl, bu varlığı ehlileştirmenin formülünü vermelidir...Ve verir.Ha formüllerin niteliğidir tartışılması gereken.Çünkü temel sorun bellidir..Kendimiz olur isek ve bu kendi'miz içerisindeki vahşet mevcut durum için zararlı ise,kendimizi tedavi edebiliriz.Etmeliyiz.Bütün kutsal kitaplar,öğretiler bu canavarı ehlileştirmek için bir yol gösterici kıvamında ve mevcut durumlara göre insanoğlu ile buluşmuşlardır..O şimdilerde birçoğumuza garip gelen insanlar insan psikolojini binlerce yıl önceden farketmişlerdi.Onlar şunu o zamanlar görmüşlerdi..''İnsanoğlu'nun bir tek derdi vardır.O'da ta kendisidir...''Ve yani içerisindeki vahşi bonobo maymunu.Ve ancak yine de bu maymuna pirim verecek formüller üretmeleri ise en açık delili ve çelişkisidir...
''İÇLERİNDEKİ VAHŞETİ GÖRDÜKLERİNDE TÜKÜREREK İKİYİZLÜLÜK ERDEMSİZLİKLERİNİN FATURASINI BAŞKALARINA ATMAK VEYA AYNAYA TÜKÜRMEK KOLAYCILIĞINDAN HİÇBİR ZAMAN TAVİZ VERMEME KONUSUNDA İNSANOĞLUNDAN DAHA AMATÖR BİR PROFESYONEL YOKTUR...!''
İlk taşı atacak kadar masum olan kim? Bu da nesi; Hz İsa'yı Ferisiler zina etmiş bir kadınla denerler,o kadar erdemlidir ki İsa ,buna da af buyurursa artık sonu gelmiştir,ahlâksız ilan edilecektir. Recm için toprağa gömülen kadına bakar Hz İsa.. İzleyenlere döner.. der ki; ''İçinize bu kadına ilk taşı atacak kadar masum olan kim ise taşı o atsın! Kimseden ses çıkmaz...
NOT: ''Zar Adam'' kitabını hazır değil iseniz okumayınız... İçerinizeki bonobo maymunu ile karşılaşmak isteyenler ve kendisine karşı dürüst olanlar ,aynaya tükürmeyi sevmeyenler,hazır olanlar için çok güzel ilginç bir serüven...
Kısaca söylemek gerekir ise...Ana karakter bir psikiyatristtir ve yapacaklarını zar atarak belirlemeye başlar. Bunun için sınırı yoktur.O gün ne çıktı ise onu yaşayacaktır.Ne çıktı ise de yapar.Sonrasına olmasını istediklerine daha büyük ihtimal verir:))Neler olur neler... Beni çok güldürdü bu kitap çok... Çocuklardan uzak tutunuz...
Bir cümlesi ilginçtir ;
ZAR KANUNU : ''Zarı idare edemez isen zar seni idare eder...''
Şeye benziyor;
''Beynini idare edemezsen o seni idare eder gibi...''
"ben seni sevdigimde,
sen beni sevdiginde,
birbirimizin aynasi oluruz ve
birbirimizin aynasinda yansitarak
sonsuzlugu görürüz."
------------------------------------------------------------------
''sen beni sevdiğinde
ben seni sevmiyorsam
kafayı kırarız
bizden daha mutsuzu olmaz
kanımca önümüzü bile göremeyiz
Birbirimizin kafasını kırma riski de cabası''
Dişi ile erkeği birbirinden ayıran özellikler.Bu özellikler fizyolojiseldir.Acaba dişi ile erkeği biribirinden ayıran ruhsal özellikler de var mıdır?Cinsellik bilindiği gibi Fröydçülüğün temel öğesidir.Ancak bu konu ondan çok önceleri ruhbilimciler tarafından ele alınmıştır.
Örneğin Pierre Janet İsteriklerin ansal durumunda şöyle der:
''Gözlemlerime görecinsel örgenlerin duyarlığı ortadan kalkınca bütün aile duyguları ile duygusal heyecanlar ve utanma duygusu da ortadan kalkmaktadır.Cinsel örgenlerin duyarlığı geri gelince bu duygular da onunla birlikte geri geliyorlar.Acaba bu olgulardan hangisi neden ve hangisi sonuçtur?Acaba cinsel örgenlerin duyarlığı öteki duyguları oluşturan bir çekirdek (nüve) midir?
Bir diğer örnekte Theodule Ribot Duygular ruhbilimnde der ki:
''Yüksek hayvanlarla insanlarda en geç doğan ve doğduktan sonra aşk heyecanının pek çok olan bireysel çeşitlerini doğuran cinsel içgüdüdür.Ne tuhaftır ki bu içgüdü üzerinde çok az durulmuş,kocaman ruhbilim yapıtlarının çoğunda bunun sözü bile edilmemiştir.Bunun nedeni acaba aşırı utanma mıdır,yoksa romancıların başlıca konusu olmasından ötürü ayrıca sözedilmesine gerek duyulmaması mıdır?Gerçekte ruhbilimcilerin aşkı çözümleme biçimleri romancılarınkilere pek benzemeyeceğinden her iki yan da bu kon üzerinde durabilirler pekala.Kör bir içgüdü olarak en incelmiş ve ansallaşmış biçimlere kadar gelişmiş bir heyecan gösteren cinsel sevginin bütün durumlarına uygun düşecek fizyolojisel ve ruhbilimsel niteliklerini belirlemek pek olanaklı eğilse de gelişmesinin her derecesinde gizli kalmış kimi özel niteliklerinin bulunabileceği düşünülebilir.
Cinsel sevgi aşağıdan yukarıya doğru gelişir.
Bütün cinsellik heyecanlarının bütün gelişme evrelerinde ortak olan niteliklerine gelirsek;
Heyecenlarda örgenliğin etkisini ve katılımını en iyi belirleyen cinsel heyecanlardır.Örneğin cinsel heyecanla ilgili fizyolojik özellikleri ortadan kaldırırsak ortada cinsel heyecan olarak algılayabileceğimiz hiçbirşey kalmaz.Çünkü bu kadarcık bir bilincin doğması bile örgensel devim gerektirir.
Aşk,güçlü bir heyecan olarak bir yandan sevince,öbür yandan sevecenliğe yaklaşan bedensel belirtiler gösterir.Bundan ötürü kimi zamanlarda kan dolaşımı ve solunumla tüm örgensel görevler olağanüstü çoğalır.Birçok hayvanlar çiftleşme zamanlarında derin kimyasal değişiklikler gösterirler,örgenlikleri daha öncekinden çok daha zehirli bir durum alır.Cinselliğin temel örgenine elle eğme,coşkuyu artırarak okşamalar,kucaklamalar ve birleşmeler meyana getirir.İçgüdü ne kadar güçlü ise çekim devimi o kadar şiddetli olur.Yani tüm cinsellik heyecanlarında örgenler farklı eğişimler gösterirler.Örgensel,damarsal devimsel belirtilerden sinir merkezlerine geçildiğinde heyecannı merkezini saptamak olanaksızlaşır.
Ancak bazı anatomik bilgiler bize cinsellik heyecanının ,hastalıklarının sadece doğal ve anatomiksel olarak hangi örgenlere bağlandığı açıklanabilir sadece.
Sevginin gelişme evreleri ise gözlem yolu ile olabilir.
Üç evresi vardır sevgi' nin.İçgüdüsel,coşkusal ve ansal.
Bilim insanları ve filozoflar MİKROSKOBİK canlılarda dahi cinsel sevginin başlangıcı olan cücüğü, yani cinsel çekimi kabul ediyorlar.Bu minik canlılar dahi birbirilerine türlü oyunlar ile cilve yapıp yaklaşıp uzaklaşmakta ve bir nevi hazırlanmaktadırlar.Spermatozoitlerle,yumurtaların yaptıkları mesela böyledir.Bu durumda insandaki cinsellik güdüsü iraeye bağlı görünse de aslında irade dışıdır.Çünkü asıl çekim ve arayış yumurtalarla spermazoitler arasında yaşanmaktadır.Bunlar içgüdüsel olarak birbirlerini aramaya başlayınca insan adeta onların oyuncağı olur.Cinsellik heyecanının bilinci oluşur ve irade buna bağlı olmaktan başka hiçbirşey yapamaz...
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Hep karşı cinsin balık hafızalı olup olmadığını düşünmüşümdür...
bazıları saniyeler içerisinde unutuveriyorlar söylediklerini bakıp kalıyorsun..
Rhinehart kitabında;
"Bütün insanlar çok-yalanlı bir toplumda tüm benlikleriyle yalan söylerlerse, sadece hastalar dürüst olmaya çalışırlar ve sadece çok hasta olanlar başkalarının dürüst olmasını isterler." diyor ve ekliyor:
"Zar toplumunun sosyal sonuçlarını şimdiden kestirmek zor ama normal kişilikler toplumunun sosyal sonuçları çok açık: acılar, karmaşalar, şiddet, savaş ve evrensel karışıklık."
Kitabı okuduğumda fil dişinden yapılmış büyükçe bir zar alasım gelmişti.
Potansiyel ruh bukalemunlarının oluşturduğu sosyal yaşamda, özgürlüğün manifestosunu zar atarak haykırmak istiyorum... Oh.
Bu arada Zar Adam'ın Peşinde" kitabına başlayalı iki gün oldu.( Elindeki zara bakar, gözleri parlar...)
------------------------------------------------------
Hah hah hah:)
bir arkadaşa akhe'nin şaka için yazdığı bir cümle geldi aklıma
''zar at''
Günün birinde Luke,ellerinde 45 lik tabancalar olan iki FBI
ajanı tarafında kovalanırken bir uçurumunu kenarına geldi,atladı
ve beş altı metra aşağıda bulunan bir yabani asmaya takılıp kaldı orada.
Asılı olduğu yerden aşağıya bakınca,onbeş metre aşağıda ellerinde makineli tüfekler,coplar,gözyaşı bombaları olan altı polis memuru ve iki tanede zırhlı polis
arabası gördü.onun hemen üst tarafında da biri beyaz,diğeri siyah olan iki fare vardı ve fareler asmayı kemirmeye başladılar.Luke birden önünde olgun ,tatlı çilek salkımlarını görünce şaşırdı.
O zaman ''hah işte,yeni bir seçenek'' dedi..
Kitabın son sözü...
Benim de zar alasım geldi kocaman :)
Zar mı beyin ,beyin mi zar birbirine karışıyor...(gözlerini kısar ,güler )
Bu arada camileri yakan deli tımarhaneden kaçmış,ve kamera olmayan camileri seçiyormuş..Akıllı deli bu hah hah..
zar adam,sevdiceğin bana ansızın sürpriz yaparak 1400km uzaklıktan bahaneyle getirmiş olduğu kitaptı kasım ayında...
okurken harbi manyak bu adam dedim,yalan yok:)
enteresan bir kitap
devamında sıra...
nemli yerlerden uzak tutun,"çocukların ulaşamayacağı yerde saklayın"ıı şey sınıfta yanlışlıkla çantamdan düştü,kuzular aa zar adam okuyo öretmen nasıl yaniiii,zarımız mı var :)"dediler.iyiki köydeler ya:))
iyi uykular canım
****************************************************************************************
Ne enteresanı resmen gerçek o...
hah hah:)
cidden çocuklardan uzak tutmalı...
Adam bütün söylemek istediklerimi yazmış...
Ve hatta birebir cümleler gördüğümde tanımak bile istedim:)