Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us




Video: Cancion Del Mariachi Benzer: antonio, banderas, cancion, del


alim olmak gerekmiyor/solak olun :))) - Doyulmazdır,uğruna bir Cumhuriyet'lik ölmek/Aquarius - Blogcu



Doyulmazdır,uğruna bir Cumhuriyet'lik ölmek/Aquarius

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

6/11/2009 - alim olmak gerekmiyor/solak olun :)))

Kategori: TOPLUMUMUZ







Atatürk yazı yazar iken...!

Bazen neler yazasım geliyor ki şöyle bir ''heyyt'' yapsam diyorum.Bana masal anlatmasın hiç kimse...Yazalım aklımıza ne gelir ise:)

Bana masal anlatmasın hiç kimse içimde Tanrının lûtfu bir düşünme yeteneği  ile doğmuşum.Tanrı vergisi bir  isyan oldu içimde hep.Hatalar yapmışım,başıma hatırlamak istemediğim ,hatırladığım zaman çok ağladığım ,hüzün dolduğum,isyanlar çıkartmak istediğim olaylar gelmiş.Haksızlık ettiğimi düşünenler olmuştur  haksızlığa uğradığım zamanları en iyi biliyorum.Hepsini elimden geldiği kadar güzelliğe çevirmeye çalışmışım ama bu çirkinliklerin devam ettiği gerçeğini değiştirmedi...

Küçük yaşlardaki bazı anılar insanın hayatını nasıl etkiler?

Hata yapmış olduğunu hâlâ kabullenmek istemeyen bütün suçu parmak kadar çocuklara atan bilinçsiz,bilgisiz ve bilmek bile istemeyecek kadar cahil yetişkinlere yönelik bir yazıdır.

Söze Atatürk ile ilgili küçük bir not ile başlamalı:

Atatürk niçin tekkelerden bu kadar nefret etmişti ?Ne gördü bu insan veya başına ne geldi ki uzaklaştı ve ileride düşünce dünyasının önemli bir bölümünü bu konuyu irdelemeye,araştırmaya adadı?

Çünkü çok dindar bir annenin oğlu olan Mustafa Kemal tekkede hocasından kan revan içerisnde kalacak  kadar dayak yemişti.Çok ilerde bir yetişkin olduğunda dahi bu vahim olayı unutamamıştı.Arada şu cümleler dökülüyor idi Paşa'nın ağzından:

''Ben o dayağı nasıl yedim?''

Valla o kadar küçük oluyorsun ki bal gibi yiyiyorsun.

Allah'tan oğlunun eğitimi için bütün tabularını kıracak bir annesi vardır..
Saygı ile eğiliyorum..

Bize ne oldu ki ne değişti?

Bütün hayatım boyunca bütün işin sadece bir neslin anasını,babasını çocuk yapmadan önce iyice eğitip sonra ise çocukların yanında bir sınıf açıp  onları da sürekli eğitmekten geçtiğini düşündüm...Okulun en zeki öğrencilerinden birisi olarak sadece kabullenmişlerin başını  eğenlerin pohpohlandığı  , bir sistemde  sandalyede bıraktığınız zaman  küp gibi oturan ve uslu tabir edilen çocukların yerine karyolasından dahi yürümeden düşmeyi başarabilmiş bir çocuk olmak mı idi suç'um...Çok daha fazla puan aldığım halde okulda daha çok erkeklerin var olduğu bir okulu kazanmış olmak mı idi veya...Çok isyan ettim...Ne dediler?
Kendine ettin...Ama ben  o okulu kazandığıma çok sevinmiştim..Ve hiç kimse bana istemediğim şeyi yaptıramadı,istediğim şeyi ise benden iyi yapan olmamıştır.Bu  mu idi tek sebebim?Hastalık mı bu?Sonuç bütün ders kitaplarını bırakmak oldu...


Çook ileride işi bir de erbaplarından dinledim.
Hiç pişman değilim dedim..
Kurallara uymayan bir insan değilim,sadece bu kurallara uymayı sevmemiştim,çünkü bunlar hakkımı yediler dedim:)
Olma zaten dediler.
İyi etmişin.

:)))

Ama bu birşeyi değiştirmedi bu dünyada..
Dünya da beni değiştiremedi,geliştirdi,bakış açılarımı geliştirdi.İdare etmesini öğrendim napim...



Hiç kimse anlatmadı ki,öğretmedi ki bir kere 'girdiğiniz yerde yapılan bir davranışın veya söylenen bir söz'ün siz veya digerleri için yanlış olduğuna inanıyor iseniz hakkınızı sonuna kadar savununuz bu bir emirdir...''

İşin şaka tarafı emir,komuta kısmı tabii..

Öğretmedi tam tersine neden ise biz hep  yaramaz çocuklardık,öğretmenlerimiz bütün yaramazlıklarımızı bilirdi ,yediğimiz dayaklara varana kadar bilirdi,annelerimiz babalarımız  yaramazlığı yüzünden şikayet gelen evlatlarını ne yapsalar adam edemediklerini anlatırlardı.
Belki ellerinde eriyip giden bir dahi vardı,bilmezlerdi.Niçin?Öğretmenlerimiz de bunları yeri geldiği zaman bir güzel kullanırlardı.

Nasıl mı?

Bir gün  ilkokul  öğretmenime şaka yaptım.
Bir gösteri vardı.Bir kaç çalışkan öğrenci gittik ders esnasında ve geri geldik .Öğretmenim bana  'Melike sen şiir okudun mu ?' dedi.Bir den evet öğretmenim ' dedim.
Sonrasında ise 'şaka yaptım okumadım öğretmenim ' dedim.Çileden çıktı.
Bütün sınıfın ortasında 'sen ne biçim bir insansın,zaten baba'n da seninle başa çıkamıyormuş başıma bela olarak mı geldin bu sınıfa ?Utanmaz çocuk,terbiyesiz..Zaten baba'n da böyle söylüyor,şöyle söylüyor''  falan filan dedi.

Sustum ,utancımdan yerin dibine girdim.Ağlamadım başımı daha da yukarıya kaldırdım.Üçüncü sınıftayım henüz.Bütün sınıf dinledi bunları.O günden sonra ilkokul öğretmenim ile aramızdaki hiçbirşey eskisi gibi olmadı...

Ne büyük hata yapmışım öğretmenim...Valla özür dilerim.Bir kere de saçıma annemin tokasını taktığım için  rezil etmiştiniz beni sınıfta....

Ya da  diger gezegenlerde günlerin farklı olduğunu öğrendiğimde dünyanın altı günde yaratılışına hangi dünyaya göre diye soruşum mu oldu henüz ilkokulda iken suçum...

Neler yapacaktım daha. neler soracaktım ama korktum öğrtmenim valla sizden korktum..

Ortaokula başladığımda okulun ilk günü konuştuğum için  hiç tanımadığım öğrencilerden birisini sınıf başkanı yapıp ta tahtaya adımı yazdığında suratıma yapıştırdığınız o tokat için özür dilerim.Yordum sizi...

Elinde  koparılmış sinek kanatları ve uhu  ile sineğin kafasına kanat yapıştırmak mı idi?Büyüteçle incelemek mi idi sonra?

Okulda neler oldu,ne arkadaşlarım oldu kimse bilmedi.Bana hiçbirşey olmadı,ne uyuşturucu ne bir şey benim başıma birşey gelmedi, okulun önüne dikilen kızları mankenlik vaadi ile kandıran ,çıkma teklif eden delikanlılar da kandıramadılar beni.Sosyalistler de imza attıramadılar.Bütün hakkımı hiç kimseden yardım istemeden savunmayı  tek başına savunmayı çok küçük yaşlarda öğrendim.

Halbuki babamın bana sebepsiz hakaret eden,tokat atan  öğretmenin hakkından gelmesini çok isterdim mesela.Kesin suçlu çıkardım,söylemedim.Sonra ben de mezuniyet partisinde bira içmek isterdim.İçtim de ama  öğrenilmesini istemedim...

Dördüncü sınıfta ise birgün dalmışım konuşmaya bir ansiklopedinin kafamda patlaması ile kendime geldim.Üç parmak kalınlığında bir ansiklopedi bu.O gün ilk kez ağladım ama çok ağladım,yaptığına pişman ettirecek kadar ağladım. zaten sonra kimse susturamadı bir daha..

Bunu sınıfta birçok arkadaşıma daha yaptı.Yaşadıklarımızın birbirinden çok fazla farkı yoktu arkadaşlarım ile aynı çevrenin çocukları olmamızdan mıdır?Bilinmez...

Birşey söyleyeyim mi arkadaşlar.Benim çocuğuma bunu yapacak bir öğretmenin bulunduğu okulu ben O'na dar ederim.Ne müfettişi kalır ne cezası kalır ne de hiçbirşeyi.Hiç kimse bir çocuğu diger arkadaşlarının içerisinde böyle rencide edemez.Eğer koca'n ile kavga etti isen o gün gelme okuluna ya da istifa et,psikoloğa git,git sinirini doktora anlat.Bir gelecek veriyoruz ellerine.Herşey'in bir yolu yordamı var zamanı var...

Evet dar ederim işini sevmeyen yapmasın kardeşim.Sınıfın en çalışkan üç öğrencisinden birisi idim konuşmayı sevmek ve ilginç sorularım dışında bir yaramazlığım da yoktu benim.


Günlerce babama düşman kesildim.Niçin?Gidip okulda beni çekiştirdiği için.Evet içime baba'm ile ilgili kin tohumları serpti o gün.O günden itibaren okul hayatım boyunca baba'm ne zaman okula gelse kapalı kapılar ardında kimbilir  benim için,benim orada olmadığım bir ortamda yine neler konuşuyorlar,orda olsam hakkımı savunurdum' diye düşündüm.

Böyle eğitim mi olur?Olmaz.Birçoğu kendisini eğitememiş ki çocukları eğitsin hadi Onu geçtik bari öğretin ..O da yok.Bir sınıfta sınıfın %90 ında başarısızlık var ise o sınıfta  o öğretimde bir arıza vardır...

Bu da nedir ki daha neleri var :

Örneğin; bir sene İstanbul'dan okullar açıldıktan sonra gelmiştik.Oğlumu okula götürdüm dördüncü gün.Ana sınıfı ve ortanca oğlum istemiyor her çocuk gibi.Diğerleri alışmış dört günde ama hala ağlayanlar.Ne ise sınıfa götürdüm, omzumda çantası girmek istemiyor,kapının önünde cebelleşiyorum onunla.Diger anneler de oradalar.Birden bir kadın,gardiyan kılıklı elinde bir anahtarlık sallıyor ben boylarda,sonradan kendisinin  ifade ettiği üzre  Antalya'nın en zengin ailelerinden birisinin gelini ve doksan kilo.

Gür bir ses gürledi:

-Aytennnnnnnnnnnn!(Sınıf öğretmenine sesleniyor,öğretmenimiz de nasıl sessiz bir hanım tam bir sinik hatun)
Hepimiz şaşırdık,anneler ambulans sireni duymuş araçlar gibi yol açıyorlar.
-Ayyytennnnnn! Ben sana bunlar kapının önüne dizilmeyecekler demedim mi.Ne biçim insanlar bunlar,insanlıktan  anlamıyorlar mı nedir?

Öğretmen öylece bakıyor,şey  kemmm kümmm...

Hiç kıpırdamadım kılımı bile oynatmadım çevremde kaçışan annelere acıyarak baktım.

Şunlara söyle çekip gitsinler!
Tam dönecek iken..Önce olayı anlamaya çalıştım sonra:

-Bana bak sen bu insanlara büyükbaş hayvan muamelesi yapamazsın bence sözlerine dikkat et !
Bana döndi;
-Sen kimsin be !
-Sen o sözlerine dikkat et istersen bu insanlara bu sözleri edemezsin onlar susabilir ama bana edemezsin en azından.

Yanıma  geldi tokadını yüzüme tutmuş  tehdit ediyor.Bir  yandan elimi tokat gibi tuttuğu elinin önüne engel olarak koydum yumuşak dokunuş yapıyorum ne olur ne olmaz bir yandan da konuşuyorum...
-Sözlerine dikkat et !

Birden diğer dirseği ile çenemin altına doğru uzandı ve
-Şimdi sana bir geçiririm.
-Hareketlerine dikkat et!

Dememle diğer kolumu bükmeye kalktı tabii direnç ile karşılaşınca bırakmak zorunda kaldı.

Parmağımı gözünün içine uzattım.Bir yandan okulda olduğumu düşünüyorum.

-Bana bak eğer bir hareket daha yapacak olur isen seni burada iki ****en uzatırım bütün bu çoluk çocuğa rezil olursun.Sana vurayım diye yalvarıyorsun ama ben sana bu okulun içerisinde dokunmayacağım.Ama bu insanların içerisinde bana bir kere vur !

Bir şey daha söyledi omzumdan çantayı attım.Elimdeki anahtarları yere fırlattım.O an'da bir anne beni tuttu ona döndüm dedim tutmasana dayak yememi mi istiyorsun?
Millet araya girdi döndü arkasına hızla uzaklaşmaya başladı .Dedim ki:

-Yemedi değil mi?Sana bunu feci ödeteceğim yaz bunu,unutamayacaksın.Bakalım bizlere hakaret ne imiş...

Giderken bağırıyor :
-Bana bütün Antalya'da şirret N.... derler...(açıkça söylüyor bütün öğrencilerin içerisinde)Git...yiyorsa şikayet et gerisini sen düşün...Bana N... K... cı derler...

Dedim ki gerisini sen düşüneceksin.Bana da Melike Bohçacı derler....

Tabii ki demezler de öylesine böylesi gerek...

Sonuç okuldan uzaklaştırdım,maaş cezası aldırdım..Müfettişler geldi herkes şahit....

Sınıfta bir arkadaşı var idi  O'na destek olna .Bu veliyi dışladılar anneler dedim ki karışmayın ben O'nu da kafaya alacağım ne kadar yanlış bir arkadaş edindiğini görecek ve terkedecek.Aynen de öyle oldu..Kadıncağız ''ne kadar da kör müşüm'' diye bir de teşekkür etti...
Bütün namına karabasan gibi indim sonrasında benimle arkadaş olmak istedi ama 'muhatab'ım olamaz '' diye haber yolladım....

Başta öğretmenler olmak üzere bütün okul teşekkür etti...
Ne ise çok ta severek hatırladığım bir anı değildir bir kez başıma geldi bir daha da gelmesin...

Bir kaç öğretmenimin sözlerini hiç unutmam çok etkisi olmuştur hayatımda ya olumlu anlamda  ya birkaçı daha çok kazındı aklıma..Önceleri kızardım,söylenirdim ama şimdilerde düşünüyorum da çok faidesi olmuş hayatıma...

Bir coğrafya öğretmenimi hatırlıyorum.Öğrenci yetiştiren bir insan için çok fazla yetişmemiş bir insan idi yine.Bir keresinde derste bilim insanlarının Türkiye'nin elli yıl içerisinde çöl olacağını söylediklerini anlattı bizlere.Dersi ilgi ile dinler iken o unutamadığım ve adını aklıma mıh gibi çakmayı başardığı cümlesini kullandı:

''Aman boşverin bize ne biz elli yıl sonra ölürüz nasıl olsa ,bizden sonrakiler düşünsünler.''
Sınıf neler düşündü belki bir çoğu benim gibi düşündü de sesini çıkarmadı bilmiyorum çünkü öğretmen ne der ise doğrudur ya.Bana da böyle öğrettiler  ya okul demek 'eti senin kemiği benim' demek idi hiç bilmem ki evde bir kere de haksızlık edilir ise sesinizi yükseltin denilsin.Öğretmen ne der ise doğrudur..

Demiştim ki ,
Öğretmenim oğlunuz var İlker,  siz ölünce o kalacak ama..

Öyle kapanmıştı konu.
Hâlâ nasıl o sözü ettiğini düşünüyorum bir öğretmenin.Bunun yanında öğrencileri yüzünden evde bütün gün ilaç aldığını anlatanlar,bütün okulun önünde küçücük çocuğu saçlarından havalandırıp saçını kestir'' diyen ama kendi oğluna odada diger velilerin içerisinde 'oğlum yarın seni bu kafa ile görmeyeceğim ' diye kendine güldürenler...

Bir anımı daha anlatayım:
Bir ramazan yine bir çocuğun bütün ihtiyaçlarını karşılama kararı aldım bütün velilere söyledim.Kabul ettiler ardındayız dediler hepsi sağolsun cüzdanından ellerinden geldiğince para çıkarttı hatta birisi bu son sigara param ama içmeyiveririm ne olacak dedi ..Çocuğun kim olduğunu ise 'sana güveniyoruz,boşa atmazsın '  dediler bana bıraktılar.Gittim buldum okulun en fakir çocuğunu klasik babası yok,anne perişan işte.Kızlara söylemedim durumum iyi idi gittim bütün erzağını aldım,kışlık ayakkabı ,mont aldım işte,oğullarımı da yanıma aldım ki öğrensinler bu işleri..Ayakkabıyı almadan önce numarasını öğrenmem gerekli sınıfına girdim öğretmenine durumu anlattım ayak numarını almam gerektiğini işimin acele olduğunu söyledim,sordum,elinde sopa ile gezen bir öğretmeni vardı ne beklenir ki böylesinden numarasını öğrenmek için gitti çocuğun ayağını kaldırdı.Tam bu abla sana ayakk'der iken daha çocuğun ayağına uzanırken işi anladım  ani bir tepki gösterdimBirden durdurdum 'müsaade eder misiniz?'' dedim beş dakikanızı alacağım.Tabii ki dedi.

Anlattım ya çok rencide edildik çok yaralar açıldı yüreğimizde hele beni çok yaraladı çok hassas bir yapım vardı her zaman...Böyle durumlarda içim sızlıyor ,böyle birşey yaşamadım ama düşündüm ki bu çocuk şimdi ''niçin  onca çocuğun içerisinde benim ayaklarıma baktı ,niçin bana alacak ayakkabıyı,ben fakirim,nerden biliyor,herkes öğrendi demek '' diye düşünüp üzülmesin.Kış vakti ayağında bir yazlık ayakkabı.Nasıl  güzel bir çocuk iri kıyım yakışıklı...

Dedim ki:

''Çocuklar  şimdi beni iyi dinleyin bakalım ben bir gazeteciyim.Bütün Antalya bölgesinde araştırma yapıyoruz sizin yaşınızdaki çocukların ayak numaralarını öğreniyoruz ve bilimsel bir çalışma yapacağız sizlerin yaşlarında insanların genel fiziksel özellikleri nedir?Söyleyin bakalım önce kim söyleyecek ayakkabı numarasını?''

Kim olacak hepsi ..Nasıl hoşlarına gidiyor çocukların böyle şeyler...Yüzleri nasıl değişti nasıl neş'elendiler anlatamam...
Benimkisi en iri..

Dedim  demek sütü çok içiyorsun sen aslında bir ayakkabı hediyesini hak ettin..

Öğretmen başladı gülmeye..
Teşekkürler çocuklar dedim öğretmene ''iyi dersler'' dedim,göz kırpıp gülerek çıktım...

İşte böyle
Yazıklar olsun diyorum...
Bunun için 'alim olmak gerekmiyor biraz empati çok bile'' ....

Çok iyi öğretmenlerimiz de yok değil di...
İşte bir ÇİÇEK ,ELİ ÖPÜLESİ,SAYGI DUYULASI ÖĞRETMEN...

Hele bir öğretmenimiz vardı ki bana matematiği tavan yaptırmış insandır.
Bu öğretmen matematikle dans etmemizi sağladı.O derslere girdiğinde matematiğin dünyanın en kolay dersi olduğunu düşünmüştüm.Kimin derslerine girdi ise tepki aynı idi okulda ''O bir tanedir''.Geçenlerde kardeşimle konuşuyoruz ''hatırladın mı bir öğretmen vardı'' dedim..
''Abla O'mu?'' dedi ''Ya o çok manyak bir öğretmendi abla bir kere işi çözmüş anlatırken sana soracak soru bırakmıyordu ki insan hiç problem çözmeden bütün problemleri çözecek şekilde ders anlatır mı?Öldü ise mekanı cennet olsun O mükemmel bir öğretmendi..Helal olsun sınıfta bir tane bile tembel öğrenci yoktu''.

Dedim ki ''haklısın ,O'na helal olsun demek ki oluyormuş.İnsanlar sevdiği ,yetenekli olduğu işi yapmalı ve bu işte en iyisini nasıl yapabileceğinin üzerinde kafa yormalı bence O'nda bu hususta bir yetenek bir deha vardı yaşıyor ise uzun ömrü,öldü ise mekanı cennet olsun,helal olsun.Öyle bir ders anlatırdı ki ne kadar ilgisiz,dersi sevmeyen,tembel olur iseniz olun size o dersten başka birşeyi düşünme fırsatı vermiyor idi ilgiyi bir şekilde derste toplamayı başarıyor idi....''

''Öyle idi valla...''

Çünkü O doğru soruyu  ve cevabı  biliyor idi

Teşekkür ederim...

KATEGORİ KARMAN ÇORMAN :))))


Yorum yaz!

2009-11-06 23:23:01 - ver elini öpim beni sana borçluyum :)))

Yazan: akheneton
İnsanın beden boyutunun önemli merkezlerinden biri olan beyin; bazen anatomik yapısı, bazen fonksiyonları, bazen de yapı ve fonksiyon bütünlüğü dikkate alınarak, değişik şekillerde sınıflandırılmaktadır. Beynin iki, üç ve dört bölüm halinde yapılan sınıflandırmaları içinde, sağ ve sol yarımküre şeklindeki ikili sınıflandırma oldukça yaygındır. Beynin sağ yarımküresine (hemisfer), bedenin sol tarafından gelen duyuları algılama ve yorumlama; sol yarımküresine de, vücudun sağ yarımından gelen duyuları algılama ve işleme görevi verilmiştir. Ayrıca beynin sağ tarafına, vücudun sol tarafındaki hareketleri, sol bölümüne de vücudun sağ tarafındaki hareketleri kontrol ve düzenleme rolü verilmiştir. Beynin her iki yarımküresinde, ruhun kullandığı açma-kapama düğmeleri gibi fonksiyon gören algı, öğrenme ve düşünme gibi çeşitli işlemci panelleri yer alır. Meselâ sağ beyin tarafında bir kanama veya kanser olursa, bu işlemci panelleri zarar göreceğinden, kişinin sol tarafında his kaybı ve/veya sol kol ve bacakta felç görülebilir.

Beyindeki anatomik yapıların ve bölümlerin her biri, belirli fonksiyon ve kabiliyetlerle iş görecek şekilde bağlantılı yaratılmıştır. Sağ beyin daha çok, resim ve şekilleri zihinde canlandırabilen, evirip çevirebilen, görselleştirebilen kabiliyetler ve zekâ fonksiyonlarıyla bağlantılı olup, onların ev sahipliğini yapar. Bu noktadan resim ve heykel yapma, güzel yazı yazma, dekorasyon, mimari, geometri, spor, müzik, üç boyutlu algılama gibi kabiliyetler, sağ beynin işi olarak tarif edilegelmiştir. Sol beyin ise, daha çok konuşma, hitabet, edebiyat ve şiir gibi kabiliyetlerle bağlantılıdır. Sağ elini kullananlarda konuşma ve yazıyla ilgili kabiliyetler; sol elini kullananlarda mekânla bağlantılı geometrik zekâ fonksiyonları daha baskın ve ön plândadır. Sağlak insanlarda sol beyin (konuşma merkezinin olduğu bölge) baskın olduğundan, konuşma fonksiyonları daha gelişmiştir. Beyinde konuşma kabiliyetine karşılık gelen merkez, insanların çoğunda sol beyin yarımküresindedir.

Tabiatta sık gördüğümüz ikili simetri ve fonksiyonlardan birinin baskın olarak tercih edilmesine, kiraliti (chirality) veya asimetrik tercihlilik denmektedir. Yaratılıştan gelen ve hikmetini tam olarak bilemediğimiz, sağa veya sola tercihlilik, moleküllerde atomların yerleşiminden, bitki ve hayvanlarda organların yerleşimine ve bunların fonksiyonlarındaki tercihliliğe kadar geniş bir alanda gözlenmektedir. Kedi, köpek ve fare gibi hayvanlar, sağ veya sol pençelerinden birini daha çok kullanma yönünde tercih yapmaktadır. Bu tercihin populasyondaki dağılış oranı, hayvanlar âleminde % 50 - % 50 iken, insanda bu tercih, sağ elin kullanımı lehine zirvededir.

Bazı ateist bilim insanları, sağ el kullanımının hayvanlara göre fazla olmasını ve insanların konuşabilmelerini ve günümüz insanının sağ elini daha çok kullanmasını, evrimin bir delili olarak yorumlamaktadır. Son yıllarda antropologlarca gerçekleştirilen araştırmalarda, eski çağlarda solaklık yüzdelerinin günümüzdeki ile aynı olduğu bulunmuştur. Meselâ, eski belgelerde okçular ile ilgili bilgiler yer almakta ve onlardaki el kullanma oranlarının bugünkü toplumlarla aynı olduğu anlaşılmaktadır. Tevrat ve İncil'den de o toplumlardaki solak nispetleri anlaşılmakta ve bu oranların şimdiki oranlarla aynı olduğu görülmektedir. Eğer evrimleşme olsaydı, ya eski çağlarda solakların oranı daha fazla olacaktı veya şu anda hiç solak kalmayacaktı. Tam aksine, son yıllarda hamile kadınlarda ultrason kullanımı gibi yeni teknolojik gelişmeler, solaklığın artmasına sebep olmuştur.

Solak olmak dezavantaj mı?
Sürekli mükemmelleşmenin olduğu varsayımına dayalı evrim teorisine göre; sağ elini kullananların solaklara göre avantajlı olmaları gerekir. Halbuki solaklar, sağ elini kullananlara göre birçok açıdan daha avantajlıdır. Ressamlar, mimarlar, büyük hat ustaları arasında solaklık nispeti yüksektir. Meselâ ünlü ressam, heykeltıraş ve anatomist Leonardo De Vinci solaktır. Dünya çapında ödül alan matematikçiler arasında solak yüzdelerinin yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca profesyonel sporcular arasında solak nispetleri hesaplanmış, başta hentbol, futbol ve beyzbol olmak üzere birçok spor dalında solakların oranının yüksek olduğu bulunmuştur. Solaklarda tepkilere cevap verme süresi, daha kısa hesaplanmıştır. Ayrıca reflekslerinin hızlı ve isabetli olduğu bulunmuştur. Solakların, görme ile ilgili zekâ açısından, sağ elini kullananlara göre üstün oldukları birçok çalışma ile ortaya konulmuştur. Solaklarda, derinlik algısının sağ elini kullananlara göre daha mükemmel olduğu da bulunmuştur.

Solaklar, bazı hastalıkların görülme riski açısından da, sağ elini kullananlara göre daha avantajlıdır. Meselâ kanser görülme riski, solaklarda nispeten daha düşüktür. Bir başka ifadeyle, solaklar kansere karşı daha dirençlidir. Ayrıca solaklarda pnömoni (zatürre) ve kronik akciğer hastalığı görülme nispeti daha azdır. Zona zoster hastalığı solaklarda az görülmektedir. Solaklarda bağışıklık sistemi aktivitesinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bunun da mânâsı, daha aktif bir bağışıklık sisteminin varlığı, dolayısıyla hastalıkların oluşmasının önlenmesinde koruyucu bir kalkan oluşudur.

Asimetrik tercihliliğin en tipik örneklerinden biri, insanların günlük işlerinde çoğunlukla bir ellerini daha çok kullanmasıdır. İnsanın kullanmayı daha çok tercih ettiği ele, baskın (dominant) el diyoruz. Bu durumda bedendeki baskın fonksiyon ve organların beyindeki kontrol noktaları da daha yoğun ve baskın kullanımda demektir. Dolayısıyla sağ elini kullananlarda sol beyin yarımküresindeki merkezler ve fonksiyonlar; sol elini kullananlarda, sağ beyin ve fonksiyonları daha baskındır.

Ellerin kullanımındaki tercihlilik, büyük ölçüde beynin gelişimiyle ve beyindeki sağ ve sol yarımkürenin fonksiyonel baskınlık tercihliliğiyle ortaya çıktığından, Yaratıcı'nın verdiği potansiyel ve irade ile değiştirilebilecek bir özellik olarak kabul edilmelidir. Doğumun ilk yıllarında sağ veya sol el tercihliliği çok belirgin olmadığından, bebeklerde sağ ve sol elin birbirine yakın sıklıkta kullanılması yaygındır. Çocuğun gelişimi ve eğitimi sırasında, aileden görme ve sinir sisteminin olgunlaşması sonucunda, sağ el kullanılması daha baskın olarak ortaya çıkmaktadır. Ancak sol el tercihliliğine genetik ve nöro-anatomik yatkınlığı yüksek olan kişiler, her türlü zorlamaya rağmen, sol el kullanımından vazgeçirilememektedir. Semavî dinlerde sağ ve sol elin kullanım alanları belirlenmiş ve sağ elin kullanım alanları daha yaygın ve geniş tutulmuştur. Şeytan ve habis ruhlara atfedilen işler, sol el ve sol yön ile ilişkilendirildiğinden, sol elin kullanım sahaları dar tutulmuştur. İslâm dininde yemekler için sağ el, taharette ise sol el kullanımı tavsiye edilmiştir. Ancak sol elini mecburen kullananlarda bu zorlama yapılmamış ve solaklık yasaklanmamıştır. Bir denge ve ölçü dini olan İslâmiyet'te, bazı işlerde bir eli, bazı işlerde de diğer eli kullanma tavsiye edilmiş, böylelikle her iki beyin kullanılarak ikisinin de gelişmesinin önü açılmıştır. Araştırmalar doğumdan itibaren beynin bir yarımküresinin kullanılmasının diğer beyin yarımküresinin körelmesine sebep olduğunu göstermektedir. İslâmiyet'in getirdiği prensiple, her iki elin yapacağı işler belirtilerek, aynı elin hem yemek, hem de taharette kullanılması engellenmiş; böylelikle koruyucu hekimliğe yol göstericilik yapılmıştır..

Daha çok sol elini kullanan çocuklarımıza, sadece yeme ve içme işlerinde sağ ellerini kullanmaları telkin edilmeli, kendilerine bunun hikmeti izah edilerek ikna olmaları sağlanmalıdır. Çocuk her şeye rağmen, yemek hususunda sol elini kullanmaktan kurtulamıyorsa, baskı yapılmamalıdır.



Kaynak
Corballis MC.(2003). From mouth to hand: gesture, speech, and the evolution of right-handedness. Behavioral Brain Sciences. Apr; 26 (2):199-208

---------------

şımarma diğer elimi de çok iyi kullanıyorum çarparım :)
Taraflı yayın getirmişsin yemezler :)))
Gülme tuttu :)Hamster'im nerde...


Düzenleyen amozonik gün: 6/11/2009 saat: 23:26
Bağlantı

2009-11-06 21:08:48 - Eğitim

Yazan: oyumben
Memleketimde öğrenciliğe adımımı attığım andan bu güne kadar eğitim adına yapılan çok az şeyi kavrayabildim. Öğrencilik hayatımla ilgili herhangi bir anımı anlatmaya kalksam abarttığım yada bol keseden attığım düşünülür. Fakat bi keresinde bi öğretmenim, öğretmenler odasında benden sık sık bahsedildiğini itiraf etmişti. Ben de hocam vaktinizi gereksiz şeylerle harcamamalısınız demiştim. Sanırım kitabım, defterim ve kırtasiye malzemelerim olmaması onları çok rahatsız ediyordu. Evet dersi dinlerdim ama sıramda hiç bi şey olmazdı. Oturduğum yerin ferah olmasına bayılıyordum. Tertemiz boş bir sıra.
15 yaşında başlayıp senelerce yatılı okullarda okumanın hayatımı şekillendiren önemli bir süreç olduğunu düşünüyorum. Çok iyi öğretmenlerim olduğu gibi karikatür kahrmanlarını geride bırakacaklarına da rastladım. Birbirimize yaşattığımız her zorluğa rağmen onlara şükranlarımı sunuyorum. İyilerden neler yapacağımı kötülerden neler yapmayacağımı öğrendim. Bu konuda yüzlerce sayfa yazabilirim. Yazını okuduğumda zamanda yolculuk yaptım. Belki bi ara okul anılarını yazmak rahatlatıcı olabilir...------------

Yeni başladım yaz elbette.Daha çook yazacağım.Ben de dedim ya çok kazanımlarım oldu ,bunun için teşekkür edebilirim.Ama çok kişiyi kaybettik.
Bu üniversite kazanmak anlamında da değil birçok arkadaşım okullarını bitirdi ama hayatta o kadar başarısız oldular ki ellerinde sadece bitirdim dedikleri bir okul diploması ile övünmeleri kaldı ki en büyük kayıpta bu oldu zaten kanımca...Hele şimdiki okullar meslek eğitim kurslarından farksız alınan harçlar vesilesi ile..Beni de sırada oturmak delirtirdi mis gibi kalorifer dururken ..Bir de solağım zaten kolum yanımdakine çarpıyor üç kişi oturalım diye dua ederdim o zaman hem iri hem üç kişi olduğumuz için sıraya otur bahanesi ortadan kalkıyor idi...Sertti bre ceviz sıralar :))Ay çok maceram var çok hem de....Yazalım çatlayasıya....
Başka birşey benim istediğim çok başka birşey...Henüz bunun diploması yok onun için oldu yazık...

Düzenleyen amozonik gün: 6/11/2009 saat: 21:53
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Son Yazılarım

sakin kırlık dağlık/son

Image Hosted by ImageShack.us

Kategoriler