Doyulmazdır,uğruna bir Cumhuriyet'lik ölmek/Aquarius - Blogcu




Doyulmazdır,uğruna bir Cumhuriyet'lik ölmek/Aquarius

6/11/2009 - alim olmak gerekmiyor/solak olun :)))

Kategori: TOPLUMUMUZ







Atatürk yazı yazar iken...!

Bazen neler yazasım geliyor ki şöyle bir ''heyyt'' yapsam diyorum.Bana masal anlatmasın hiç kimse...Yazalım aklımıza ne gelir ise:)

Bana masal anlatmasın hiç kimse içimde Tanrının lûtfu bir düşünme yeteneği  ile doğmuşum.Tanrı vergisi bir  isyan oldu içimde hep.Hatalar yapmışım,başıma hatırlamak istemediğim ,hatırladığım zaman çok ağladığım ,hüzün dolduğum,isyanlar çıkartmak istediğim olaylar gelmiş.Haksızlık ettiğimi düşünenler olmuştur  haksızlığa uğradığım zamanları en iyi biliyorum.Hepsini elimden geldiği kadar güzelliğe çevirmeye çalışmışım ama bu çirkinliklerin devam ettiği gerçeğini değiştirmedi...

Küçük yaşlardaki bazı anılar insanın hayatını nasıl etkiler?

Hata yapmış olduğunu hâlâ kabullenmek istemeyen bütün suçu parmak kadar çocuklara atan bilinçsiz,bilgisiz ve bilmek bile istemeyecek kadar cahil yetişkinlere yönelik bir yazıdır.

Söze Atatürk ile ilgili küçük bir not ile başlamalı:

Atatürk niçin tekkelerden bu kadar nefret etmişti ?Ne gördü bu insan veya başına ne geldi ki uzaklaştı ve ileride düşünce dünyasının önemli bir bölümünü bu konuyu irdelemeye,araştırmaya adadı?

Çünkü çok dindar bir annenin oğlu olan Mustafa Kemal tekkede hocasından kan revan içerisnde kalacak  kadar dayak yemişti.Çok ilerde bir yetişkin olduğunda dahi bu vahim olayı unutamamıştı.Arada şu cümleler dökülüyor idi Paşa'nın ağzından:

''Ben o dayağı nasıl yedim?''

Valla o kadar küçük oluyorsun ki bal gibi yiyiyorsun.

Allah'tan oğlunun eğitimi için bütün tabularını kıracak bir annesi vardır..
Saygı ile eğiliyorum..

Bize ne oldu ki ne değişti?

Bütün hayatım boyunca bütün işin sadece bir neslin anasını,babasını çocuk yapmadan önce iyice eğitip sonra ise çocukların yanında bir sınıf açıp  onları da sürekli eğitmekten geçtiğini düşündüm...Okulun en zeki öğrencilerinden birisi olarak sadece kabullenmişlerin başını  eğenlerin pohpohlandığı  , bir sistemde  sandalyede bıraktığınız zaman  küp gibi oturan ve uslu tabir edilen çocukların yerine karyolasından dahi yürümeden düşmeyi başarabilmiş bir çocuk olmak mı idi suç'um...Çok daha fazla puan aldığım halde okulda daha çok erkeklerin var olduğu bir okulu kazanmış olmak mı idi veya...Çok isyan ettim...Ne dediler?
Kendine ettin...Ama ben  o okulu kazandığıma çok sevinmiştim..Ve hiç kimse bana istemediğim şeyi yaptıramadı,istediğim şeyi ise benden iyi yapan olmamıştır.Bu  mu idi tek sebebim?Hastalık mı bu?Sonuç bütün ders kitaplarını bırakmak oldu...


Çook ileride işi bir de erbaplarından dinledim.
Hiç pişman değilim dedim..
Kurallara uymayan bir insan değilim,sadece bu kurallara uymayı sevmemiştim,çünkü bunlar hakkımı yediler dedim:)
Olma zaten dediler.
İyi etmişin.

:)))

Ama bu birşeyi değiştirmedi bu dünyada..
Dünya da beni değiştiremedi,geliştirdi,bakış açılarımı geliştirdi.İdare etmesini öğrendim napim...



Hiç kimse anlatmadı ki,öğretmedi ki bir kere 'girdiğiniz yerde yapılan bir davranışın veya söylenen bir söz'ün siz veya digerleri için yanlış olduğuna inanıyor iseniz hakkınızı sonuna kadar savununuz bu bir emirdir...''

İşin şaka tarafı emir,komuta kısmı tabii..

Öğretmedi tam tersine neden ise biz hep  yaramaz çocuklardık,öğretmenlerimiz bütün yaramazlıklarımızı bilirdi ,yediğimiz dayaklara varana kadar bilirdi,annelerimiz babalarımız  yaramazlığı yüzünden şikayet gelen evlatlarını ne yapsalar adam edemediklerini anlatırlardı.
Belki ellerinde eriyip giden bir dahi vardı,bilmezlerdi.Niçin?Öğretmenlerimiz de bunları yeri geldiği zaman bir güzel kullanırlardı.

Nasıl mı?

Bir gün  ilkokul  öğretmenime şaka yaptım.
Bir gösteri vardı.Bir kaç çalışkan öğrenci gittik ders esnasında ve geri geldik .Öğretmenim bana  'Melike sen şiir okudun mu ?' dedi.Bir den evet öğretmenim ' dedim.
Sonrasında ise 'şaka yaptım okumadım öğretmenim ' dedim.Çileden çıktı.
Bütün sınıfın ortasında 'sen ne biçim bir insansın,zaten baba'n da seninle başa çıkamıyormuş başıma bela olarak mı geldin bu sınıfa ?Utanmaz çocuk,terbiyesiz..Zaten baba'n da böyle söylüyor,şöyle söylüyor''  falan filan dedi.

Sustum ,utancımdan yerin dibine girdim.Ağlamadım başımı daha da yukarıya kaldırdım.Üçüncü sınıftayım henüz.Bütün sınıf dinledi bunları.O günden sonra ilkokul öğretmenim ile aramızdaki hiçbirşey eskisi gibi olmadı...

Ne büyük hata yapmışım öğretmenim...Valla özür dilerim.Bir kere de saçıma annemin tokasını taktığım için  rezil etmiştiniz beni sınıfta....

Ya da  diger gezegenlerde günlerin farklı olduğunu öğrendiğimde dünyanın altı günde yaratılışına hangi dünyaya göre diye soruşum mu oldu henüz ilkokulda iken suçum...

Neler yapacaktım daha. neler soracaktım ama korktum öğrtmenim valla sizden korktum..

Ortaokula başladığımda okulun ilk günü konuştuğum için  hiç tanımadığım öğrencilerden birisini sınıf başkanı yapıp ta tahtaya adımı yazdığında suratıma yapıştırdığınız o tokat için özür dilerim.Yordum sizi...

Elinde  koparılmış sinek kanatları ve uhu  ile sineğin kafasına kanat yapıştırmak mı idi?Büyüteçle incelemek mi idi sonra?

Okulda neler oldu,ne arkadaşlarım oldu kimse bilmedi.Bana hiçbirşey olmadı,ne uyuşturucu ne bir şey benim başıma birşey gelmedi, okulun önüne dikilen kızları mankenlik vaadi ile kandıran ,çıkma teklif eden delikanlılar da kandıramadılar beni.Sosyalistler de imza attıramadılar.Bütün hakkımı hiç kimseden yardım istemeden savunmayı  tek başına savunmayı çok küçük yaşlarda öğrendim.

Halbuki babamın bana sebepsiz hakaret eden,tokat atan  öğretmenin hakkından gelmesini çok isterdim mesela.Kesin suçlu çıkardım,söylemedim.Sonra ben de mezuniyet partisinde bira içmek isterdim.İçtim de ama  öğrenilmesini istemedim...

Dördüncü sınıfta ise birgün dalmışım konuşmaya bir ansiklopedinin kafamda patlaması ile kendime geldim.Üç parmak kalınlığında bir ansiklopedi bu.O gün ilk kez ağladım ama çok ağladım,yaptığına pişman ettirecek kadar ağladım. zaten sonra kimse susturamadı bir daha..

Bunu sınıfta birçok arkadaşıma daha yaptı.Yaşadıklarımızın birbirinden çok fazla farkı yoktu arkadaşlarım ile aynı çevrenin çocukları olmamızdan mıdır?Bilinmez...

Birşey söyleyeyim mi arkadaşlar.Benim çocuğuma bunu yapacak bir öğretmenin bulunduğu okulu ben O'na dar ederim.Ne müfettişi kalır ne cezası kalır ne de hiçbirşeyi.Hiç kimse bir çocuğu diger arkadaşlarının içerisinde böyle rencide edemez.Eğer koca'n ile kavga etti isen o gün gelme okuluna ya da istifa et,psikoloğa git,git sinirini doktora anlat.Bir gelecek veriyoruz ellerine.Herşey'in bir yolu yordamı var zamanı var...

Evet dar ederim işini sevmeyen yapmasın kardeşim.Sınıfın en çalışkan üç öğrencisinden birisi idim konuşmayı sevmek ve ilginç sorularım dışında bir yaramazlığım da yoktu benim.


Günlerce babama düşman kesildim.Niçin?Gidip okulda beni çekiştirdiği için.Evet içime baba'm ile ilgili kin tohumları serpti o gün.O günden itibaren okul hayatım boyunca baba'm ne zaman okula gelse kapalı kapılar ardında kimbilir  benim için,benim orada olmadığım bir ortamda yine neler konuşuyorlar,orda olsam hakkımı savunurdum' diye düşündüm.

Böyle eğitim mi olur?Olmaz.Birçoğu kendisini eğitememiş ki çocukları eğitsin hadi Onu geçtik bari öğretin ..O da yok.Bir sınıfta sınıfın %90 ında başarısızlık var ise o sınıfta  o öğretimde bir arıza vardır...

Bu da nedir ki daha neleri var :

Örneğin; bir sene İstanbul'dan okullar açıldıktan sonra gelmiştik.Oğlumu okula götürdüm dördüncü gün.Ana sınıfı ve ortanca oğlum istemiyor her çocuk gibi.Diğerleri alışmış dört günde ama hala ağlayanlar.Ne ise sınıfa götürdüm, omzumda çantası girmek istemiyor,kapının önünde cebelleşiyorum onunla.Diger anneler de oradalar.Birden bir kadın,gardiyan kılıklı elinde bir anahtarlık sallıyor ben boylarda,sonradan kendisinin  ifade ettiği üzre  Antalya'nın en zengin ailelerinden birisinin gelini ve doksan kilo.

Gür bir ses gürledi:

-Aytennnnnnnnnnnn!(Sınıf öğretmenine sesleniyor,öğretmenimiz de nasıl sessiz bir hanım tam bir sinik hatun)
Hepimiz şaşırdık,anneler ambulans sireni duymuş araçlar gibi yol açıyorlar.
-Ayyytennnnnn! Ben sana bunlar kapının önüne dizilmeyecekler demedim mi.Ne biçim insanlar bunlar,insanlıktan  anlamıyorlar mı nedir?

Öğretmen öylece bakıyor,şey  kemmm kümmm...

Hiç kıpırdamadım kılımı bile oynatmadım çevremde kaçışan annelere acıyarak baktım.

Şunlara söyle çekip gitsinler!
Tam dönecek iken..Önce olayı anlamaya çalıştım sonra:

-Bana bak sen bu insanlara büyükbaş hayvan muamelesi yapamazsın bence sözlerine dikkat et !
Bana döndi;
-Sen kimsin be !
-Sen o sözlerine dikkat et istersen bu insanlara bu sözleri edemezsin onlar susabilir ama bana edemezsin en azından.

Yanıma  geldi tokadını yüzüme tutmuş  tehdit ediyor.Bir  yandan elimi tokat gibi tuttuğu elinin önüne engel olarak koydum yumuşak dokunuş yapıyorum ne olur ne olmaz bir yandan da konuşuyorum...
-Sözlerine dikkat et !

Birden diğer dirseği ile çenemin altına doğru uzandı ve
-Şimdi sana bir geçiririm.
-Hareketlerine dikkat et!

Dememle diğer kolumu bükmeye kalktı tabii direnç ile karşılaşınca bırakmak zorunda kaldı.

Parmağımı gözünün içine uzattım.Bir yandan okulda olduğumu düşünüyorum.

-Bana bak eğer bir hareket daha yapacak olur isen seni burada iki ****en uzatırım bütün bu çoluk çocuğa rezil olursun.Sana vurayım diye yalvarıyorsun ama ben sana bu okulun içerisinde dokunmayacağım.Ama bu insanların içerisinde bana bir kere vur !

Bir şey daha söyledi omzumdan çantayı attım.Elimdeki anahtarları yere fırlattım.O an'da bir anne beni tuttu ona döndüm dedim tutmasana dayak yememi mi istiyorsun?
Millet araya girdi döndü arkasına hızla uzaklaşmaya başladı .Dedim ki:

-Yemedi değil mi?Sana bunu feci ödeteceğim yaz bunu,unutamayacaksın.Bakalım bizlere hakaret ne imiş...

Giderken bağırıyor :
-Bana bütün Antalya'da şirret N.... derler...(açıkça söylüyor bütün öğrencilerin içerisinde)Git...yiyorsa şikayet et gerisini sen düşün...Bana N... K... cı derler...

Dedim ki gerisini sen düşüneceksin.Bana da Melike Bohçacı derler....

Tabii ki demezler de öylesine böylesi gerek...

Sonuç okuldan uzaklaştırdım,maaş cezası aldırdım..Müfettişler geldi herkes şahit....

Sınıfta bir arkadaşı var idi  O'na destek olna .Bu veliyi dışladılar anneler dedim ki karışmayın ben O'nu da kafaya alacağım ne kadar yanlış bir arkadaş edindiğini görecek ve terkedecek.Aynen de öyle oldu..Kadıncağız ''ne kadar da kör müşüm'' diye bir de teşekkür etti...
Bütün namına karabasan gibi indim sonrasında benimle arkadaş olmak istedi ama 'muhatab'ım olamaz '' diye haber yolladım....

Başta öğretmenler olmak üzere bütün okul teşekkür etti...
Ne ise çok ta severek hatırladığım bir anı değildir bir kez başıma geldi bir daha da gelmesin...

Bir kaç öğretmenimin sözlerini hiç unutmam çok etkisi olmuştur hayatımda ya olumlu anlamda  ya birkaçı daha çok kazındı aklıma..Önceleri kızardım,söylenirdim ama şimdilerde düşünüyorum da çok faidesi olmuş hayatıma...

Bir coğrafya öğretmenimi hatırlıyorum.Öğrenci yetiştiren bir insan için çok fazla yetişmemiş bir insan idi yine.Bir keresinde derste bilim insanlarının Türkiye'nin elli yıl içerisinde çöl olacağını söylediklerini anlattı bizlere.Dersi ilgi ile dinler iken o unutamadığım ve adını aklıma mıh gibi çakmayı başardığı cümlesini kullandı:

''Aman boşverin bize ne biz elli yıl sonra ölürüz nasıl olsa ,bizden sonrakiler düşünsünler.''
Sınıf neler düşündü belki bir çoğu benim gibi düşündü de sesini çıkarmadı bilmiyorum çünkü öğretmen ne der ise doğrudur ya.Bana da böyle öğrettiler  ya okul demek 'eti senin kemiği benim' demek idi hiç bilmem ki evde bir kere de haksızlık edilir ise sesinizi yükseltin denilsin.Öğretmen ne der ise doğrudur..

Demiştim ki ,
Öğretmenim oğlunuz var İlker,  siz ölünce o kalacak ama..

Öyle kapanmıştı konu.
Hâlâ nasıl o sözü ettiğini düşünüyorum bir öğretmenin.Bunun yanında öğrencileri yüzünden evde bütün gün ilaç aldığını anlatanlar,bütün okulun önünde küçücük çocuğu saçlarından havalandırıp saçını kestir'' diyen ama kendi oğluna odada diger velilerin içerisinde 'oğlum yarın seni bu kafa ile görmeyeceğim ' diye kendine güldürenler...

Bir anımı daha anlatayım:
Bir ramazan yine bir çocuğun bütün ihtiyaçlarını karşılama kararı aldım bütün velilere söyledim.Kabul ettiler ardındayız dediler hepsi sağolsun cüzdanından ellerinden geldiğince para çıkarttı hatta birisi bu son sigara param ama içmeyiveririm ne olacak dedi ..Çocuğun kim olduğunu ise 'sana güveniyoruz,boşa atmazsın '  dediler bana bıraktılar.Gittim buldum okulun en fakir çocuğunu klasik babası yok,anne perişan işte.Kızlara söylemedim durumum iyi idi gittim bütün erzağını aldım,kışlık ayakkabı ,mont aldım işte,oğullarımı da yanıma aldım ki öğrensinler bu işleri..Ayakkabıyı almadan önce numarasını öğrenmem gerekli sınıfına girdim öğretmenine durumu anlattım ayak numarını almam gerektiğini işimin acele olduğunu söyledim,sordum,elinde sopa ile gezen bir öğretmeni vardı ne beklenir ki böylesinden numarasını öğrenmek için gitti çocuğun ayağını kaldırdı.Tam bu abla sana ayakk'der iken daha çocuğun ayağına uzanırken işi anladım  ani bir tepki gösterdimBirden durdurdum 'müsaade eder misiniz?'' dedim beş dakikanızı alacağım.Tabii ki dedi.

Anlattım ya çok rencide edildik çok yaralar açıldı yüreğimizde hele beni çok yaraladı çok hassas bir yapım vardı her zaman...Böyle durumlarda içim sızlıyor ,böyle birşey yaşamadım ama düşündüm ki bu çocuk şimdi ''niçin  onca çocuğun içerisinde benim ayaklarıma baktı ,niçin bana alacak ayakkabıyı,ben fakirim,nerden biliyor,herkes öğrendi demek '' diye düşünüp üzülmesin.Kış vakti ayağında bir yazlık ayakkabı.Nasıl  güzel bir çocuk iri kıyım yakışıklı...

Dedim ki:

''Çocuklar  şimdi beni iyi dinleyin bakalım ben bir gazeteciyim.Bütün Antalya bölgesinde araştırma yapıyoruz sizin yaşınızdaki çocukların ayak numaralarını öğreniyoruz ve bilimsel bir çalışma yapacağız sizlerin yaşlarında insanların genel fiziksel özellikleri nedir?Söyleyin bakalım önce kim söyleyecek ayakkabı numarasını?''

Kim olacak hepsi ..Nasıl hoşlarına gidiyor çocukların böyle şeyler...Yüzleri nasıl değişti nasıl neş'elendiler anlatamam...
Benimkisi en iri..

Dedim  demek sütü çok içiyorsun sen aslında bir ayakkabı hediyesini hak ettin..

Öğretmen başladı gülmeye..
Teşekkürler çocuklar dedim öğretmene ''iyi dersler'' dedim,göz kırpıp gülerek çıktım...

İşte böyle
Yazıklar olsun diyorum...
Bunun için 'alim olmak gerekmiyor biraz empati çok bile'' ....

Çok iyi öğretmenlerimiz de yok değil di...
İşte bir ÇİÇEK ,ELİ ÖPÜLESİ,SAYGI DUYULASI ÖĞRETMEN...

Hele bir öğretmenimiz vardı ki bana matematiği tavan yaptırmış insandır.
Bu öğretmen matematikle dans etmemizi sağladı.O derslere girdiğinde matematiğin dünyanın en kolay dersi olduğunu düşünmüştüm.Kimin derslerine girdi ise tepki aynı idi okulda ''O bir tanedir''.Geçenlerde kardeşimle konuşuyoruz ''hatırladın mı bir öğretmen vardı'' dedim..
''Abla O'mu?'' dedi ''Ya o çok manyak bir öğretmendi abla bir kere işi çözmüş anlatırken sana soracak soru bırakmıyordu ki insan hiç problem çözmeden bütün problemleri çözecek şekilde ders anlatır mı?Öldü ise mekanı cennet olsun O mükemmel bir öğretmendi..Helal olsun sınıfta bir tane bile tembel öğrenci yoktu''.

Dedim ki ''haklısın ,O'na helal olsun demek ki oluyormuş.İnsanlar sevdiği ,yetenekli olduğu işi yapmalı ve bu işte en iyisini nasıl yapabileceğinin üzerinde kafa yormalı bence O'nda bu hususta bir yetenek bir deha vardı yaşıyor ise uzun ömrü,öldü ise mekanı cennet olsun,helal olsun.Öyle bir ders anlatırdı ki ne kadar ilgisiz,dersi sevmeyen,tembel olur iseniz olun size o dersten başka birşeyi düşünme fırsatı vermiyor idi ilgiyi bir şekilde derste toplamayı başarıyor idi....''

''Öyle idi valla...''

Çünkü O doğru soruyu  ve cevabı  biliyor idi

Teşekkür ederim...

KATEGORİ KARMAN ÇORMAN :))))


Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Son Yazılarım

HANGİ KİTAP

Image Hosted by ImageShack.us

Kategoriler

  • GENEL KULTUR
  • A T A T U R K
  • BEYİN
  • bilim
  • buclar
  • BUKOWSKI
  • ceviri
  • D E S T A N L A R
  • DARWIN
  • deneme
  • din
  • felsefe
  • FREUD
  • guncel
  • guzel sozler
  • hikaye
  • kisisel gelisim
  • kitap
  • kozmetik
  • KPDS
  • LEIBNIZ
  • M A S A L
  • M E V L A N A
  • M I S I R
  • Mİ T O L O J İ
  • NIETZSCHE
  • OSCAR WILDE
  • oykuler
  • PLATON DEVLET
  • psikoloji
  • satranç
  • SIIR
  • SİYASAL PROPAGANDA
  • tabiat
  • tarih
  • TOPLUMUMUZ
  • voltaıre
  • ÖZEL ÇOK ÖZEL