Doyulmazdır,uğruna bir Cumhuriyet'lik ölmek/Aquarius - Blogcu




Doyulmazdır,uğruna bir Cumhuriyet'lik ölmek/Aquarius

6/6/2008 - RAMSES İN OĞLU

Kategori: M I S I R

 

aslında tüm bir yaşam


olması istenen gibi değil;

olmasını istediğimiz gibi olmalıdır.



Bunun bedeli ağır olabilir;

ama hiçbir bedel,

başkasının yaşamını yaşamaktan

daha ağır değildir...

 


 

 

RAMSES
İŞİĞİN OĞLU
Christian Jacq
Önsöz
"Ramses: Muzaffer komutanların en büyüğü, Gerçeğin koruyu
cusu Güneş Kral." Hiyeroglif yazılarını çözerek Mısır'ın gizemli
geçmişinin kapılarını açan JeanFrançois Champollion, hayran olduğu
II. Ramses'i bu sözlerle tanımlamıştı.
Ramses'in ünü, asırlar boyu hiç unutulmadan günümüze kadar
gelmiştir. Ramses adı, tek başına batı uygarlıklarının esin kaynağı
olan Eski Mısır'ın görkeminin ve gücünün canlı simgesi olmuştur.
"Işığın Oğlu" diye tanımlanan Ramses, M.Ö. 1279 yılından M.Ö.
1212 yılına kadar, tam altmış yedi yıl boyunca ülkesini yönetmiş
ve onu, politik gücünün ve kültürel etkisinin zirvesine oturtmuştur.
Mısır topraklarında gezen bir yolcu, bugün bile her adımda
Ramses'le karşılaşır. Ramses, gerek hükümdarlığından önce, gerek
se de kendi hükümdarlığı sırasında yapılmış, sayılamayacak kadar
çok anıta damgasını vurmuştur. Bu yolcuların hiçbiri, Tanrı katına
çıkarılmış Ramses ile eşsiz karısı Nefertari'den oluşan çiftin, sonsuzluğa dek hüküm sürdüğü Ebu Simbel'deki iki tapınağı, Karnak
tapınağının büyük sütunlu salonu ile Luksor tapınağının oturmuş
duran, güler yüzlü dev heykelini akıllarından çıkaramazlar.
Ramses tek bir romanın değil; pek çok romanın kahramanıdır.
O, kendisi gibi görkemli bir yapıya sahip olan babası Seti'nin yönetiminde Firavunluk görevine başlamasından, hayatı boyunca sayısız
felaketi korkusuzca karşıladığı hükümdarlık döneminin son günleri ne kadar uzanan bir destanın başrol oyuncusu olmuştur. Belirli aralıklarla yayınlanacak ve beş ciltten oluşacak bu roman, bu olağanüs
tü yazgıyı okuyucuya aktarmak amacıyla yazılmıştır. Bu roman boyunca Ramses'e, Seti ve karısı Tuya ile soylu Nefertari, Güzel İset, Şair Homeros, yılan oynatıcısı büyücü Setau, Yahudi Musa ve daha
sayfalar boyunca yeniden yaşayacak olan birçok unutulmaz kahraman da eşlik edecektir. •

6 CHRISTIAN JACQ
Ramses'in bugüne kadar korunan mumyasında, bu görkemli ihtiyarın yüz hatlarından kudretin muhteşem izleri okunmaktadır.
Kahire Müzesi mumyalar salonunu gezen birçok ziyaretçi, onun biraz sonra, uykusundan uyanacağı izlenimine kapılır. Bedensel ölümün Ramses'ten aldığını, romandaki büyü ona geri verecektir. Roman kurgusu ve Mısırbilimi sayesinde Ramses'in kaygılarıyla umutlarını paylaşmak, başarılarını ve yenilgilerini yaşamak, sevdiği kadınlarla karşılaşmak, uğradığı ihanetlerin acısını çekmek, sağlam dostlukların sevincini tatmak, kötülük güçlerine karşı koymak ve
her şeyin ondan çıktığı ve her şeyin ona döndüğü bu ışığı elde et meye çalışmak olasıdır.
Büyük Ramses... Bir romancı için ne mükemmel bir yol arka
daşı! Burada anlatılan, bu büyük Firavun'un, vahşi bir boğaya karşı giriştiği ilk mücadelesinden, Batı akasyasının serin gölgesine kadar
uzanan yazgısıdır. Bu yazgı, tanrıların sevgili ülkesi Mısır'la bütün leşmiştir. Bu su ve güneş ülkesi, doğruluk, adalet ve güzelliğin büyük bir anlam taşıdığı ve günlük yaşantının temel öğeleri olduğu bir yer olmuştur. Ahret ve dünyanın iç içe olduğu bu ülkede, hayat ölümden yeniden doğmuş, göze görünmez bilinen şeyler kaderi yönlendirmiş, yaşam ve ölümsüzlük sevgisi insanların yüreklerini
sarmış ve onları mutlu kılmıştır.
İşte Ramses'in Mısırı.

 

l
Vahşi boğa, olduğu yerde durdu ve gözlerini genç Ramses'e dikti.
Hayvan çok korkunç görünüyordu; bir sütun kadar kalın bacak ları, sarkık uzun kulakları, alt çenesinde sert bir sakalı, kahverengi ye çalan siyah renkli bir derisi vardı. Karşısındaki genç adamın varlığını yeni fark etmiş gibiydi.
Ramses, boğanın boynuzlarından büyülenmişti. Hayvanın kafa sından önce ileri, daha sonra da yukarı doğru âdeta fışkıran ve keskin uçlu mızrakları andıran iki boynuz, kim olursa olsun hasmının derisini parçalamaya hazır duruyordu.
Delikanlı o güne dek böylesine büyük bir boğa görmemişti.
En usta avcılar bile korkunç bir ırkın simgesi olan böyle bir hayvanla karşılaşmaktan kaçınırlardı. Sürüsü içinde yumuşakbaşlı, yardımsever bir lider ve özenli bir baba olan bu boğa, kendi bölgesine bir yabancının girmesiyle birlikte korkunç bir savaşçıya dönüşürdü.
En ufak bir kışkırtma, inanılmaz bir hız ve öfkeyle saldırmasına ve hasmını ortadan kaldırmadan geri çekilmemesine yeterdi.
Ramses bir adım geriledi.
Vahşi boğa kuyruğunu bir kamçı gibi şaklatırken, topraklarına
girme cesaretini gösteren bu davetsiz misafire yırtıcı bir bakış fırlattı.
Biraz ötede bir inek, hemcinslerinin arasında buzağılıyordu. Boğa,
Nil kıyısındaki bu ıssız bölgede yaşayan sürünün lideriydi ve otorite
sine karşı en ufak bir başkaldırıya bile izin vermemeye kararlıydı.
Genç adam, ot yığınlarının arkasında fark edilmeyeceğini um muştu, ancak boğanın kahverengi gözleri Ramses'in üzerine kilitlen
mişti. Ramses ondan kurtulamayacağını anlamıştı.
Ramses yavaşça dönerek kireç gibi bembeyaz olmuş bir yüzle ba
basına baktı.
'Yenilmez boğa' diye anılan Mısır Firavunu Seti, oğlunun on
adım kadar arkasında duruyordu. Söylendiğine göre onu gören düş
manları oldukları yerde donup kalırlardı. Bir şahin gagası kadar kes
kin olan zekâsının erişmediği yer, bilmediği hiçbir şey yoktu. İnce
10
gövdesi, uzun boyu, sert yüz ifadesi, yüksek alnı, kemerli burnu ve
çıkık elmacık kemikleriyle Seti, otoritenin canlı bir simgesiydi. İn
sanların hem saygı duyduğu hem de korktuğu bu güçlü hükümdar,
Mısır'ı geçmişteki görkemine kavuşturmuştu.
Ramses on dört yaşındaydı ve babasını hayatında ilk kez görü
yordu.
O güne dek sarayda bir lala tarafından yetiştirilmiş, ülke yöneti
minde önemli görevleri başarıyla yerine getirmek için bir kral oğlu
nun öğrenmesi gereken şeyleri öğrenmişti. Ancak Seti, onu o gün
hiyeroglif derslerinden koparıp almış, köylerden uzak, ıssız bir yere
götürmüştü. Ve hiçbir açıklama yapmamıştı.
Otlar sıklaştığı zaman kral ile oğlu iki atın çektiği arabadan inip
yüksek otların arasına dalmışlardı. Otları geçip açıklığa çıktıkların
da ise boğanın dünyasına adımlarını atmışlardı.
Hangisi daha korkunçtu? Firavun mu, vahşi hayvan mı? Her
ikisinde de öylesine bir güç vardı ki, genç Ramses soğukkanlılığını
koruyamayacağını hissediyordu. Öykücüler, boğanın tanrısal bir
hayvan olduğunu, öbür dünyanın ateşi ile canlılığım koruduğunu
ve Firavunların da Tanrılarla dostluk kurduklarını kesin olarak
söylemiyorlar mıydı? Uzun boyuna, güçlü vücuduna ve doğal cesa
retine rağmen, delikanlı kendini sanki suç ortağı olan bu iki gücün
arasında sıkışıp kalmış hissediyordu.
Ramses, kendisinden emin görünmeye çalışarak:
"Beni fark etti," dedi.
"İyi ya..."
Babasının ağzından çıkan bu sözcük, bir mahkûmiyet kararı gi
bi yankılandı.
"Çok iri..."
"Peki ya sen, sen kimsin?"
Bu soru Ramses'i şaşırttı. Boğa sol ön ayağıyla toprağı öfkeli öf
keli eşeliyordu. Tepelibalıkçıllar, savaş alanını terk edercesine hava
landılar.
"Sen bir korkak mısın, yoksa bir kral oğlu mu?"
Seti'nin bakışları delikanlının ruhuna işliyordu.
"Dövüşten kaçmam, ama..."
"Gerçek bir erkek, gücünün sonuna kadar gider; bir kral ise da
ha ötesine geçer. Şayet sende bu yetenek yoksa insanlara hükmede

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Son Yazılarım

HANGİ KİTAP

Image Hosted by ImageShack.us

Kategoriler

  • GENEL KULTUR
  • A T A T U R K
  • BEYİN
  • bilim
  • buclar
  • BUKOWSKI
  • ceviri
  • D E S T A N L A R
  • DARWIN
  • deneme
  • din
  • felsefe
  • FREUD
  • guncel
  • guzel sozler
  • hikaye
  • kisisel gelisim
  • kitap
  • kozmetik
  • KPDS
  • LEIBNIZ
  • M A S A L
  • M E V L A N A
  • M I S I R
  • Mİ T O L O J İ
  • NIETZSCHE
  • OSCAR WILDE
  • oykuler
  • PLATON DEVLET
  • psikoloji
  • satranç
  • SIIR
  • SİYASAL PROPAGANDA
  • tabiat
  • tarih
  • TOPLUMUMUZ
  • voltaıre
  • ÖZEL ÇOK ÖZEL