Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us




Video: Cancion Del Mariachi Benzer: antonio, banderas, cancion, del


... - Doyulmazdır,uğruna bir Cumhuriyet'lik ölmek/Aquarius - Blogcu



Doyulmazdır,uğruna bir Cumhuriyet'lik ölmek/Aquarius

10/7/2009 - ...





VE

SON

...

Gidene kal demeyeceksin. .. 
Gidene kal demek zavallılara, 

Kalana git demek terbiyesizlere, 
Dönmeyene dön demek acizlere, 
Hak edene git demek asillere yakışır !
Kimseye hak etmediğinden fazla değer verme,
yoksa değersiz olan hep sen olursun... 
Düşün..

Kim üzebilir seni senden başka? 

Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen? 
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen? 

Kim yıkar, yıpratır sen izin vermezsen? 
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen? 
Her şey sende başlar, sende biter... 
Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme,
tükettirme içindeki yaşama sevgisini... 
Ya çare sizsiniz yada çaresizsiniz. .. 
           
Öyle bir hayat yaşadım ki cenneti de gördüm cehennemi de. 
Öyle bir aşk yaşadım ki tutkuyu da gördüm pes etmeyi de. 
Bazıları seyrederken hayatı en önden,
 kendimi bir sahnede buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişlerdi ki
 okudum okudum anlamadım. 
           
Kendi kendime konuştum bazen evimde,
hem kızdım hem güldüm halime. 
Sonra dedim ki söz ver kendine 
Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin, 

Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin, 
Uçmayı biliyorsan düşmeyi de bileceksin, 
Korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredeceksin. 
Öyle hayat yaşadım ki son yolculukları erken tanıdım. 
Öyle değerliymiş ki zaman hep acele etmem bundan anladım. 

NIETZSCHE





EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2009-07-12 19:41:33 - ...

Yazan: BibiS
hımm anladım :)
herkes huzurla ve mutlu olsun yokluğumda.aklım sizde kalmasın...
büşranında kulaklarını çekeceğim az kaldı... :)

sevgiyle kal

-----------------------------------

Seni seviyorum güzel günlerin olsun..
Geldiğinde görüşelim..
Büşra'yı seviyorum :)

Düzenleyen amozonik gün: 12/7/2009 saat: 20:12
Bağlantı

2009-07-12 19:22:08 - Selam

Yazan: denizeakannehir
Sevgili öyle darmadağın geldi ki sorma,
Ayrılığı öyle ateşlerle dopdolu geldi ki sorma,
Dedim ki, yapma etme,
Sen yapmada dedi, ben de yapmayayım.
Bu bir tek söz öyle hoşuma gitti ki, sorma...
Mevlana


Ferhan Hocanın dediği gibi;
"İlk dersimiz, kimsenin buradan alınacak bir derse ihtiyacı olmadığı".


Asıl olanın sorgulamak olduğunu
Hayatı kendinizi ve herkesi... Hoşçakal büyük savaşçı.

----------------------------------

Hoşgeldin:)Teşekkür ederim paylaştığın için...

Ben en çok şu sözü seviyorum..

''Güneşin delili,güneşin kendisidir...''

Hoş kalalım

Düzenleyen amozonik gün: 12/7/2009 saat: 20:10
Bağlantı

2009-07-12 12:46:30 - İLK GÖZ AĞRISI DEĞİLDİR BAŞ AĞRISI ..!

Yazan: NEFERTİTİ
İLK GÖZ AĞRISI DEĞİLDİR BAŞAĞRISI !

AŞK.

Bir zamanlar güzel mi güzel bir ülkede bir Kral yaşarmış.Kral çok iyi bir kral imiş,adettendir ya çok genç yaşta komşu ülkelerden birinin prensesi iken evlendirilmiş ve küçük küçük prensleri olmuş.Ancak zaman ile gözü kraliçesini görmeyen kralımız kendisine sıkıldıkça daha genç daha güzel prensesleri eş etmeye başlamış.İki ,üç der iken tam dört tane eşi olmuş.En sonuncusu billur gibi imiş.Gözünün beyazı bembeyaz,karası kapkara,sırma saçlı,keman kaşlı zarif mi zarif su gibi bir güzellikmiş son prenses.Kralımız seferlere çıkıyor,topraklarına yeni topraklar katıyor zaferden zafere koşar iken ,bazen günlerce süren seferlerinin sonunda geceyi hep bu son prenses ile geçiriyormuş.
Diğerleri kıskanmıyor değillermiş elbet ancak onlara türlü türlü bahaneler uyduruyormuş.Sadece ilk eşi olanları uzaktan izliyor dertlerini içine atıyormuş.O tam bir asilmiş.Prenslerinin geleceği ile ilgileniyor hatta diğer eşlere bile annelik yapıyor dertlerine ortak oluyormuş.O zamanlar kral-tanrılar varmış.Yani kral ne der ise tanrı sözü sayılıyormuş.İşte kral diğer eşlere bunu bahane olarak kullanıyor imiş.
''Vallahi ,billahi '' diyormuş.Ülkem için ,halkımın huzuru refahı için gerekli olan ses bana yukarıdan sadece onunla birlikte iken geliyor.Ben ülkemin,halkımın refahı için çalışıyorum.
İlk eşinin nerede ise artık yüzüne bile bakmıyormuş.
Diğerlerini arada ziyaret ettiği oluyormuş.Diğer ikisi kıskançlıktan arada kavga bile ediyorlarmış.
Eh dünya fani,gün gelmiş bizim kralımızda ölüm döşeğine gelmiş elbet.
Onca alaka gösterdiğini düşündüğü eşlerini denemek için etrafına toplamış.En çok ilgi göstrerdiği üçüncü eşe sormuş.
-Ben ölüyorum,benimle birlikte gelmek istermisin?
-Aman kralım demiş dördüncü eş.Ben senin için ihtişamlı bir cenaze töreni hazırlayabilirim.Öyle ki tüm ülkeler kıskançlıktan çatlar ama seninle gelemem,çok gencim,daha yaşayacak çok günüm var.

Şaşıran kral üçüncü eşi çağırmış,aynı soruyu tekrar etmiş.
Aman demiş üçüncü eş,ben senin arkandan ülkenin refahı için elimden geleni yaparım,arkandan idre edecek birisi gerek olur mu hiç?

Kralımız çok afedersiniz morarmaya başlamış elbet.Dur az iyiliğim dokunmadı bir de ikinciye sorayım demiş.
Aman kralım ,bir tanem demiş ikinci.Bne senin arkandan gittiğin yerde rahat etmen için dualar ederim,ayinler düzenlerim,Ben gidersem bu işlere kim bakacak?

Artık birkaç gün daha yaşayacak gücü varsa oda giden kral umutsuzluğunu kesmiş iken seferleri,ülkesi,çocukları,halki gözünün önünden geçmeye başlamış iken bir ses ile kendine gelmiş.

''BEN SENİNLE BİRLİKTE ÖBÜR DÜNYAYA HİÇ DÜŞÜNMEDEN GELİRİM.BAŞIM YOLUNA FEDA OLSUN KRALIM''

Bunu söyleyen ilk eşmiş.Ellerini tutmuş ve gözyaşları içerisinde Ona hiç düşünmeden onunla gelebileceğini ,prenslerinin ülkeyi ve dahası herşeyi rahatlıkla idare edebileceğini ve gözünün arkada kalmayacağını,diğer dünya da da onunla birlikte sonsuza kadar yaşamak istediğini söylemiş.
Kralımız o an dünyanın en büyük hüznü ile sevincini aynı anda yaşamış ama kalbi buna dayanamamış oracıkta son nefesini verivermiş.

Bazen gözler gerçek değeri görmez.Mutluluk dışarıdan gelmez.Eğer bir huzursuzluk var ise kişide gittiği heryerde bunu yanında taşıyacaktır.Sürekli arayışlarda olan insan elinin altındaki pırlantayı görmezden gelip başka diyarlara yelkenler açar.Elbette başka türlü olan hikayeler de var ama bu hikayeyi sadece benzer örnekleri yaşayanlar için yazdım.

Akhem'de burada imiş.Çok şiirler yazdı bana nehir kıyısında.Kızmaz küsmez onunla yarışmama ,öyle çok hayal kurar ki Akhem ,bazen gerçekleri görmek bana kalıyor:))Canım Akheneton'um benim.Şimdi gel benimle bakayım sen,biraz meydanı boş buldun mu buralara geliyorsun,anlamadım ne var burada aldırma testiyi elime bak rahipler seni arıyor ,Ameni seni soruyor,yapacak çok işimiz var..
Hep de habersiz gelirsin.Ya nehir kenarında ya burada...


---------------------------

Nefertiti sen de çok safsın kızım be kızım ya..
Resmi nikah ta var mıymış o zamanlar..
Burada evlendirirken bir kimlikle işi bitiriyorsun boşanırken sürünüyorsun:)
Şart kural yok 15 yaşında bir çocuğu bile aile izin verirse eş diye alabiliyorsun..
Millet kıpırdayamıyor..:))) Ne yelkeni pat küt devriliyorlar :))
İnsanlar burada iş olsun diye evleniyorlar..Alkolik oğlunu adam olsun diye evlendirip elin kızının başını yakıyorlar..

Çok nadir insan bitti mi giderim deyip,bitti mi gerçekten gidiyor.
Sürünüyor millet...
A saf kızım benim..

Düzenleyen amozonik gün: 12/7/2009 saat: 13:05
Bağlantı

2009-07-12 01:09:40 - Zaman

Yazan: oyumben
Kum saati ters döndü...
Yer çekiminin etkisiyle akan kum tanelerini seyrediyorum...
Zaman haddimi bildirmek için akışını hızlandırıyor.
Bükemiyorum onu...
Bükülen benim.

------------------------------------

Zaman kendi değerini çok iyi bilir...
''Bekâra karı boşamak kolay gelir''
Hep zamanda ileri yolculuk yaptığım için
gittiğim yerde bekliyorum,izliyorum, gülüyorum..
Kova ve aslanım ya ondan:)
Sen de öyle yap..Teknoloj ilerledi ne kum saati..
Beynin filmleri de çekiliyor artık..
Dik durunca ileriyi daha iyi görüyor insan..
(süpemen gibidir,belinden kavramıştır uçarken aniden bırakır)
orada akhe yetişir havada yakalar kıyamaz:))

ehi ehi ve yine ehi
kendine iyi bak
varlığını seviyorum,mutluluk veriyor..

Düzenleyen amozonik gün: 12/7/2009 saat: 13:13
Bağlantı

2009-07-11 23:24:37 - Merhaba

Yazan: suskunbiradam
Uzun bir aradan sonra sayfamda yazılarıma başlayabilmenin mutluluğundayım. Artık tekrar birlikte olacak ve yazılarımızı, duygularımızı paylaşabileceğiz.

İlk kez tek tip yorum kullanıyorum tüm arkadaşlara.. Çünkü bu bir yeniden
kavuşabilme mutluluğudur ve her arkadaşla "Tek tip" paylaşmak istedim...

Selam ve sevgilerimle...

--------------------------------

Sizi görmek ne kadar güzel ne kadar hoş Sevgili Dost'um..
Hoşgeldiniz diyorum.Teşekkür ediyorum...
Sevgi ve saygılarım ile

Düzenleyen amozonik gün: 11/7/2009 saat: 23:30
Bağlantı

2009-07-11 19:04:37 - korsan

Yazan: amazon3
Kötü kopya korsanlarını görüyorum..
İyi ki yıllardır kendi korsanını çıkarıyorsun:)
Orjinal korsanın hizmetinde:))
..........

:))
Voltranı oluşturuyoruz..:))


Düzenleyen amozonik gün: 11/7/2009 saat: 21:45
Bağlantı

2009-07-11 18:55:24 - ....

Yazan: amozonik
Kaç bardak çay içtin..Kaç nefestir saymaya başladığın Kaç
çizgi attın defterine Ne zamandır durdu zaman Kaç zamandır
iskele battı da....Üzerinde bir martı ile...Yüzüyordu bu
vapur...
Gideceğim birazdan bir eşofman geçirip üzerime,mp3 ümü
almayacağım bu sefer, martıları dinleyeceğim,onlara simit
vereceğim,birkaç kere tekrarlayacağım ,vapura binerken
yandan atlamayacağım bu sefer,denizin kokusunu istiyorum
biraz,sesini duymak istiyorum,insanların seslerini inlemek
istiyorum,yanımda cep telefonu ile sevgilisine ''seni
seviyorum'' diyen bir kız otursun ,içimden kızmak
istemiyorum yol boyunca tel'i kapatmayan delikanlıya ,belki
bir çöp te ben atarım denize kimbilir...
bir de bir nargile içmek biryerlerde...Yani bugün odamın
camını açıp havalandırmaya bırakmak,biraz
dinlemek,koklamak,duymak istiyorum.Belki yeni başladığım
kitabı'da alırım yanıma.Arent Lipjhart'ın otuz altı ülkede
yönetim biçimleri ve performanslarını anlatan ''Demokrasi
Motifleri'' isimli kitabı alırım yanıma ya da ağır gelir
şimdi o yollarda ben en iyisi şöyle basit birşey alayım
yanıma nasılsa ters tutarım okurken yok mu dur bakayım
Mehmet Coşkundeniz'in aşk bize yakıştısı var onu alayım
yada yolda basit birşey alırım ,bugün canım Heidi'yi okumak
istiyor ya,Şeytan çekiçlerini,bastıbacak Ermiş'i,yuvasız
çocuğu,Ben büyüyünce'yi ,sefilleri,pinokyo'yu...Ama
biliyorum yine bir ufaklık yaklaşacak yanıma bana mendil
satmak isteyecek,yine nereli olduğunu soracağım
dayanamayıp,yine bakacaklar garip garip,yine uzaktan gelen
çingene ''a be manklen gel bir bakayım falına'' diyecek
beni yine kandıracak,yine yeni yetme oğlanların yeni
bulduğu kız arkadaşlarına,kız heyecen ile birşeyler
anlatırken'' nasıl tongaya düşürsem de şunu bir öpsem'' der
gibi bakışlarına bakıp güleceğim,öpüşenlere ise içimden
''annene söylim de gör'' demek geçtiği halde ,görmezden
geleceğim,ailelerini düşüneceğim biraz ,tükürenleri hep
göreceğim,tükürmek isteyeceğim suratlarına,belki biri laf
atacak ''a delikanlı şimdi sana kötü bir söz etsem sana da
bana da yazık değil mi'' diyeceğim,hızını alamayan arabaya
koca bir çüüşşşşş ! diyeceğim...
Ama bugün hep...Aşıkları izleyeceğim...Bir de poğaça
pişirip,kendime çay demleyeceğim....Üzerine konduğum.. bir
vapurum olacak..ona bikondum bigün ötürü..Acaba ne zamandır
üzerinde bir martıyla yüzüyor bu vapur diye düşüneceğim...

melike
Bağlantı

2009-07-11 18:54:25 - DOST

Yazan: amozonik
şiir gibi yaşamalı insan
hani ve yani şöyle işte
insan satır satır okumalı seni
soğuktan çatladığı akşamlarda
ellerinin
"iki satır"
gelirmisin demeli
çağlayan olmalı insan
ya da sevgili'den ayrıyım dediğin
bir mor akşam da
bütün karabasanlara inat
üç beş satır beyazlatmalı seni
"insansın" demeli
hatırlatmalı seni
anne sütünün tadını almalısın
ve şafağın bazen
ama hep güvenilir
hani diyorum katil olsan
özgürlüğünü vermeli

bilirmisin dostluk deyince
aklıma neler gelir
hep dost olmadığı
kalmadığı söylenir
ben ise bakarım çevreme ve
gülerim
"acaba dost'muyum?" derim
hayatlarında dost
güvenilir insan kalmadığını
söyleyenlere
elimde bir kalem
"iki satır"
olmak isterim
ister yüreğine göm
ister beynine ve istersen
buruşturup at bir yerlere
belki serttir harflerim ama
"beni anarsın ancak
oniki ay gece zamanlarında"

Melike

Bağlantı

2009-07-11 15:12:22 - Merhaba...

Yazan: gulnagme
Uzun bir zaman blogdan uzak kaldım yoğunluğum nedeni ile ve tekrar döndüm çok sevdiğim bloguma.Kavuştum sizlere...
Bu akşam biraz zaman ayırma fırsatı yakalamışken kendime,
dost sayfaları şöyle bir gezeyim, neler dökülmüş gönüllerden bir göreyim dedim.
Selam ve saygılarımı bırakıyorum.
Her şey gönlünüzce olması dileğiyle.
Hoşcakalınız

------------------------------------------------------------------------------

Hoşgeldin..
Teşekkür ediyorum..
Sevgi ile..

Düzenleyen amozonik gün: 11/7/2009 saat: 18:46
Bağlantı

2009-07-11 15:05:14 - ........

Yazan: BibiS
bu da ne şimdi !
gittin mi yani sen
kim kızdrdı seni,gidecek kadar.şaşkınlık içindeyim.
2 gün istanbuldayım.az önce ayak bastım gelir gelmez sana bakmak istedim.gördüklerim karşısında hala şaşkınım.umarım iyisin.

sevgiyle kal
-------------------------------------------------------------

Bibis hoşgeldin...
Seni görmek ne kadar güzel böyle...
Şaşırma iyiyim..
Mutluyum..
Huzurluyum:))
Büşra'ya takıldım..

Düzenleyen amozonik gün: 11/7/2009 saat: 18:46
Bağlantı

2009-07-11 12:17:15 - Bence

Yazan: uzakdost
Umarım Amozon'un veda yazısı değildir bu.
Sesimiz, soluğumuz çıkmasa da,
kaleminden dökülenleri okumuyoruz, takip etmiyoruz anlamına gelmez bu durum.
Zira biz,
ne zaman blog alemine ilk düşürdüğümüz kelimelerin sayfasına dönsek,
altındaki yıorumların ilk sıralarında onun adını görürüz.
Eski dosttur...
İyi dosttur...
Güçlü kalemdir...
Bence yeri burasıdır ve hep burası olmalıdır.
Her ne kadar gidene kal demek zavallılara yakışsa da,
biz yine de kal diyoruz.
Varsın kendimiz zavallı olalım, gönlümüz yüce olsun yeter.

----------------------------------------------

Başka bir şey anlatmak istediğim...
Teşekkür ediyorum güzel sözleriniz için...
Ben biliyorum sizin hep var olduğunuzu...
Göz okumasa da beyin anlıyor.
Niçe'nin balyozu hakedenler içindir...
Benim ekleyeceklerim az değil onun sözlerine..

saygılar benden...




Düzenleyen amozonik gün: 11/7/2009 saat: 13:19
Bağlantı

2009-07-11 10:59:05 - Merhaba

Yazan: birdemethasret
Ne güzel söylemiş ,hayatı kısaca özetlemiş , bunları görmek yada bilmek önemlide ,asıl önemli olan sanırım her geçişte bir ders çıkarabilmek . güzel bir haftasonu dileklerimle . SEvgiyle kalın :)

---------------------------------

''İnsanın her geçişten sonra ders çıkarmak lüksü yoktur !
Her geçişte alınan dersler insanı bazı durumlarda koyun ve edilgen yapar.Kaybetme korkusu ile sünepeliğe doğru yol alırsın.Çoktur böyle haller.
Ders vermeyi de bilmek gerek.''

Sana da iyi hafta sonları...
Saygı ile

Düzenleyen amozonik gün: 11/7/2009 saat: 11:13
Bağlantı

2009-07-11 02:34:30 - MOONLIGHT SONATA/İMKANSIZ AŞK YOKTUR

Yazan: AKHENETON
Özel resim dersleri alıyordum.

'Karakalem çalışmalarım biteli bir hafta oluyordu henüz ne çok elma,ne çok gül ve ne çok vazo resmi çizmiştim.Tam üç ay boyunca karakalem çalıştım.Aynı objeleri çizmekten artık ezberlemiştim.Şimdi de yağlı boyaları,gölgeleri,fırça,palet tutmasını,akımları işliyorduk ama sıkılmıştım artık bir türlü bir fırça vuramamıştım henüz.Hocama göre zaman gerekirmiş önce bunları iyice hafızama işlemeliymişim.Bunları iyice sindirdikten sonra , fırçayı ilk elime aldığım gün sözde gidecekmişiz ve tabloyu yıllanmış bir resam gibi çizecekmişim.İnanasım gelmiyordu ama izliyordum.İşte hayatım boyu silinmeyecek bir sevdanın temelleri tam o günlerde belirginleşmeye başladı...Basit karakalem çalışmaları için ayrılan zaman sonsuzluğa açılacak evrensel bir pencerenin dokunulmayı bekleyen kolu gibi olmuştu.
Bir gün yine bütün özverisi ile konuyu anlatıyordu;'
'birinci planda yeşildir kırmızının gölgesi,ikinci p p plânda tu tu runcunun mavi, üçüncü planda sarının gölgesi mor.
Dersler yeni başladığındaki rahatlığının olmadığını farketmiştim son zamanlarda,birkaç kez dersi iptâl etmek istediğini düşündüğüm bile olmuştu ama o günkü kekelemeleri ....
Kalemi tutuşundan konuşmasına kadar değişiklikleri sezmiştim kendi tabiri ile nüans'ları yakalamıştım.Ama o gün ;''Bbbeşinci planda bu geri planda olacak yeşilin gölgesi kırmızıdır anladık değil mi ?''
Kekeliyordu...
Gözlerini kaçırmaya başlamıştı derslerde ve sesinin ,ellerinin titremesi gözlerimden kaçmıyordu.Bunu izlemek hoşuma gitmiyor değil di,gittikçe heyecanlanıyor,aklı başka yere gittiğinden olacak konudan konuya atlıyor,birbirinden bağımsız cümleler kuruyordu.Hoşuma gidiyordu çünkü ilk adımı ondan bekliyordum,ama için için içinin yandığını bildiğim halde ciddiyetinden birşey kaybetmeyen bir profesyoneldi.Ben ise ondan çokça genç ve ümitsiz aşıktım.Bilmiyordu.O'na derslerin başında beslediğim hayranlık o kısa zaman içerisinde aşk'a dönüşmüştü.Artık dersleri sabırsızlıkla bekliyor,bitmesinler diye dua ediyordum.Anlamamış gibi yapıyor tekrar anlattırıyor bundan zevk alıyordum.Yeter ki beş dakika daha yanımda 0lsun.Çocuk değildim,ne istediğini bilecek yetişkin bir insandım ,kendisi ile mücadele ettiğini anlamıştım.Ancak öylesine etik duruşu vardı ki bir türlü söylemeye cesaret edemiyordum.Dersler pek umrumda değildi artık ben kendi tarzımı çoktan bulmuş yapacağım ilk tablonun adını koymuştum bile.Dersleri bölüyor,kendi sorunlarımı anlatıyor,konuyla alakası olmayan sorular soruyor bazen de sırf yaramazlık yapmak için olmadık bir delilik yapıyordum.Sesini çıkarmıyordu,gülüp geçiyordu,bazen dersleri bırakıp Beethoven eşliğinde şiirler okuttuğum bile oluyordu.Hatta bir keresinde sezen Aksu'nun ''ikinci bahar''şarkısını söylemeye başladığımda bana koşup sarılmamak için kendisini zor tuttuğunu düşünüyorum.Aramızda daha önce benzeri görülmemiş bir bağ oluşmaya başlamıştı.Artık ondan kopamayacağımı düşünmeye başlamıştım.Hissediyordum O'da benden farklı değil di...

Birgün bunları ona anlattığımda, bana;
''Sana aşık olmuştum,inan bana ilk gördüğüm günden beri ne hallerdeyim bir ben biliyorum ama öylesine gençsin ki henüz''
Diyeceğinden emindim artık.
Ona
Evet senden genç olabilirim ama çocuk değilim,
Diyecektim.
Dediğim gibi gölgeler,boyalar,teknikler beni ilgilendirmemeye başladı.Herkes gölgeleri az bir çalışmadan sonra tuval üzerinde renklendirmeyi kendince başarabiliyordu.Artık bunun hiç bir önemi olmadığını düşünmeye başlamıştım.Öyle bir tablo çizmeliydim ki !
Bir gün yine Üstâd anlatıyordu;

Birinci planda bir cismin rengi kırmızı ise gölgesi yeşil bir değerde olabilir.Bu suretle renklerin kuvvetlendiği yerde gölgeler solarak renkler arasındaki etki denkleştirilir.Anlıyorsun değil mi?

Öylesine hayranlıkla izliyordum ki O'nu dalıvermişim sorusu üzerine kendime geldim ve .
''Kuralsız bir tablo çizmek istiyorum ve hatta boyasız ve fırçasız hiç denediniz mi?''
''Ben,ben sen çok iyi bir öğrenci olacaksın ,devam edelim lûtfen''

Utandım, başımı önüme eğdim 'peki' dedim.Nçin böyle yapıyordu anlamıyordum öylesine belli idi artık düşünceleri.Bu halleri kısa zaman içerisinde birde şefkat duygusu beslememe vesile oldu.O geçen süre benim için artık bir sanat dersinden çok zaten isyânkar bir yapıya sahip ruhumun toplumun taşlaşmış kurallarını yıkma hakkındaki fikirlerimi daha da pekiştiren bir düşünce dönemine dönüşmüştü.O tabloyu yapacaktım.İki ay'da böyle geçti.Hergün bir kere ''seni seviyorum'' demesi için dua ediyordum.Demiyordu.Kahroluyordum.Halbuki kimbilir ne hayaller kuruyordu belki içi eriyordu ama belki de beni düşündüğünden tek bir kelime etmiyordu.O'nu nasıl sevdiğimi bilseydi..Beklermiydi..
Bilmiyorum.

O akşam en nihayet dersim vardı yakamozlarla,baharın bu ilk günlerinde bir marin çalışması planladık. Günbatımından hemen sonra olacaktı bu çalışma ve aylardır tuvale tek bir fırça darbesi vurmadan nasıl olacaktı bilmiyorum ama olacaktı.O gün heyecanlı idim.Kendimi Karateci çocuk filmlerindeki o çekirgeye benzetiyordum . Aylardır,nihayet tablo yapacaktım.Basit birşey olacağı konusunda anlaşmıştık.Gerçi benim için pek birşey ifade etmiyordu ben fırçasız tuvalsiz boyasız kuralsız tablo yapma peşinde idim ve yapacaktım.O gün bu tabloyu yapmalıydım.Akşamı iple çekiyordum.Vakit yaklaştıkça hazırlıklara başladım,malzemeleri hazırladım,aynaya baktım o akşam çok güzel olmam gerekiyordu,tek omzu açık dirsekten boğumlu şile bezi robadan beyaz ve üzerinde gece mavisi hint işlemeleri olan bir bluz giydim ,altına rahat bir kot pantolon.Saçlarımı saldım ,hafif bir makyaj yaptıktan sonra aynaya baktım evet ayışığı ile bütünleşecek bir tablo gibiydim. Çıktım,yol boyunca heyacanım gittikçe artıyordu. Kumsala vardığımda beni bekliyordu.Kısa bir sohbetten sonra başlamak istediğimi belirttim.Denize karşı ve ay'ı tam karşıma alacak şekilde şovalemi kurdum hemen yanıbaşımızaki kafede Beethoven çalıyordu o meşhur bestesini;

''Moonlight Sonata''
Özel,çok özel bestesi.Dinlediğimde duygularım ağlardı bu müziği az da hikayesinden olacak.''Ne güzel'' diye geçirdim içimden bu kafe bizi anlıyor.Ve ilk çalışma ve planladığım tablo için için harika ve romantik bir ortam dı bu...
Birden döndüm :
-Çok güzel bir manzara var,müzik ve yakamozlar,ben kuralsız bir tablo çizmek istiyorum..Ve hatta boyasız ve fırçasız..
Gözlerimin içerisine baktı ve gözlerinde gözümden yansıyan ayışığını gördüm.Mor bir ayışığıydı bu.Beni anlamıyordu.Kalbim artık al beni dercesine göğüs kafesimi zorluyordu.
Kararlı bir bakışla..
-Olmaz,dedi...Şimdi sana öğrettiklerimi biliyorsun ,soğuk,sıcak,ön,arka planlar ve perspektife ışığa dikkat etmelisin...
-Peki ,ama siz karışmayın bitene kadar bakmayın bunu kendim denemek istiyorum.
-Peki.
Dedi ve gülerek bir hasır sandalye ile kahvesini alarak seyre koyuldu.Işık vuran gözlerinde güneşi gördüm.Çok inatçı olduğumu düşündüğümden emindim.
Bunu ilerde anlattığımda bana;
''Çünkü bana aşıktın''
diyeceğinden emindim.
Paleti elime aldım,müzik çalıyordu...
''moonlight sonata''
Ne tesadüf..
Yakamozlar bana bakıyordu,renkleri sıraladım,her ressam palet üzerindeki sıralamasını kendi anlayış ve sıralamasına göre ayarlarmış diye öğrenmiştim.Renkler birkaç türe ayrılır ve aristocu anlayışla sıralanırmış,sebebi ise aralarındaki armoninin kendilerine dair doğal sıranın varlığını gözardı etmemekmiş.Banane!Elime hangisi gelirse döktüm.Ressam değildim nasıl olsa ben kuralsız tablo yapmak istiyordum.
Başladım...
Müzik çalıyordu
İlk fırçayı vurdum yukarıdan aşağıya ,fırça usulca kayarken ruhum hangi yıldızla dansediyordu bilmiyorum,yüreğimde tablonun kendisi atıyor,karşımda yakamozlar,burnumda deniz kokusu,gözlerime bakan bir çift göz ve gözlerimde yakamozlar.Fırça dans ediyordu ,müzik çalıyordu...
Büyü gibiydi,boyadım,boyadım,boyadım...Hayallerim tuvalin üzerinde kıvrıldıkça yıldızları boyadım, melekleri, besteleri,kuşları,doğayı,yakamozları,güneşi,ay'ı,
okyanusları,evreni.Marin olacaktı ama olsun ressam değildim henüz nasılsa içimden ne gelirse boyadım,boyadım...
Bir el dokundu çıplak omzuma birden;
-Bunca zamandır bunu mu yaptın küçükhanım ?
tabloya hiçbirşey boyamadığımı anlamıştı ,öylesine dalmışım ki....
Evet hiçbirşey boyamamıştım.Tuvalin arkasına saklanmış,fırçamı paletin üzerine bırakmış parmaklarımla aşk hayallerimi dansettiriyordu tuvalin üzerine.İleride bunu O'na ''şizofren olduğumu düşünmedin değil mi?''diye soracaktım.
-Evet,seni dinliyorum,fırçan niçin elinde değil?
diyordu ,gülümseyen dudakların arasından çıkan yumuşak,tatlı ses tonu..Döndüm,yüzüne baktım,eminim o an komşunun bahçesinden erik çalarken yakalanmış bir çocuğun yüzü kadar kızarmıştır yüzüm.İlk kez dudak kıvrımlarını bu kadar yakından görüyordum,elimi alt dudağımın orta sağ yanındaki belli belirsiz bene götürdüm,utanmıştım ..Ağlamak üzereydim,kalbimin nasıl durmadığına hâlâ şaşıyorum.Çenemi tuttu,yüzümü yukarıya kaldırdı gözlerinde , gözlerimdeki ayışığını gördüm gözlerim kamaştı..Yüzünde ''yeter artık'' dercesine sabırsız bir ifade vardı.O an aklımdan yeni olgunlaşmaya başlamış böğürtlen taneleri geçtiğini hatırlıyorum, her nedense beyaz bluzumün lekelenmesine ve hatta lekelerin hiç çıkmamasına dahi aldırış etmeden her yanıma taze böğürtlen kadar kırmızı bir aşk sürmek istediğimi farkettim.

Ben
diyebildim sadece ben..
Birden elini yüreğime götürdüm,artık bana söyleyeceği sözlerin veya gururumun hiçbir önemi kalmadığını hissettim.Aşk'ın gururu olmazmış.Bunu aşık olduğumda anlamıştım.
-Biliyorum,ben,şey yani ...kuralsız..tablo..
Elini sol göğsüme daha da bastırdım,ellerinden geçen o sıcaklık kanıma karışmış ve bütün vücudumu titretmişti.
-Duyuyormusun,görüyormusun,çünkü ben,seni tam buraya çizdim,çünkü ben kuralsız bir tablo çizmek istiyorum demiştim.Seni seviyorum,biliyorum sende beni ,ne zamandır biliyorum...

Müzik bitmişti ne kafeden gelen gülücük sesleri ne denizin sesi gelmiyordu artık,gözlerimin kararmaya başladığını düşündüm.Bunun adı aşk sarhoşluğu olmalıydı.sessizlikte kalp atışlarımdan başka bir ses duymuyordum.Müzik,deniz,gülücük,muhabbet,aşk karşımda duruyordu.Dünya durmuştu....

-Ben,seni gördüğüm günden beri,küçüğüm.seviyorum !Evet ilk gün.Aşık oldum sana !Ama küçüğüm...

-Sus !Yaşım genç olabilir ama çocuk değilim !

Birden ağlamaya başladım.Müzik yeniden çalmaya başladığında,gülücükler duyulduğunda,deniz o büyülü sesiyle bu dansa eşlik ettiğinde yüreğimdeki bu eşsiz tabloyu ayışığına sorsalar şöyle tanımlardı.

''Onlar kuralsız bir tablo çizdiler,o an sarılan o iki bedenin ve birleşen dudakların arasından ben bile sızamadım''
Giremezdi...
Ruhlar çoktan sarılmıştı...
O kuralsız tabloyu çizmiştik...
Bir boyaması kalmıştı.
Beethoven bu notaları yazmıştı,besteyi yapmıştı.Besteyi yaşamak bizlere kaldı...
Moonlight Sonata,
Bizi anlatıyor...
Bizim...

Akheneton













Düzenleyen amozonik gün: 11/7/2009 saat: 02:35
Bağlantı

2009-07-11 01:16:57 - En iyiye....

Yazan: beyazgelinciik
senin birisini sevdin mi nasıl sevdiğini biliyorum
eğer git dedi isen vardır bir nedeni
Melike abla
herşeyin daha iyisi vardır Amaaa en iyinin
daha iyisi yoktur!
En iyiden giden daha kötüye gider...
Ve sen en iyisin !!!

------------------------------------------------------------------------

Senin yazın beni çok sinirlendirdi....
Hakedene tekmeyi yapıştırmak asaletten öte bir onurdur...
Teşekkür ediyorum...
Çiçeğim benim..
Bak şimdi ağlarım susturamazsın...
sen tam çekirge oldun..
Bu yazının ilk kısmını iyi oku...
Bundan sonra sana yardımcı olur...

''Her koşulda en doğru kişi olmalı ..''
Bitmek istemiyorsan önce bitirmeyi bilmelisin...''
Unutma sakın..Sen çok iyi bir kızsın...
Yanında taşıdığın kişi sana layık olmalı...
Doğru kişi olmalı aşk'ı zaman yaymalı körü körüne kapılmamalı bir insana...
Bunun için bir keresinde birisine demiştim ki.....
Evleneceğim kişi...
Benden erkek olmalı...(mecaz/mesela/)
Böyle kadın gibi kıvırmak derler ya..Böyle yazındaki gibi kıvrak erkek müsveddeleri için üzülmeye değmez.İnsanı sevgisinden utandırır böylesi...
Suçlu hissettirir..Kendinden şüphe ettirir...Ve ne kadın ne erkek...inadına insan ol inadına insan...Gerekirse tek başına...


Düzenleyen amozonik gün: 11/7/2009 saat: 02:22
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Son Yazılarım

sakin kırlık dağlık/son

Image Hosted by ImageShack.us

Kategoriler